Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


5 ‘A’salet : Adele , Adriana Lima ,Angela Merkel,Audrey Hepburn ,Anna Kournikova

0
Eklenme Tarihi: October 11, 2013 SANAT
adrianna lima

 

Herbiri kendi alanlarında başarılı 5 kadın… Noble and Royal’ın her ay farklı bir harften seçtiği 5 özel isimin bu ayki konukları Adele, Adriana Lima, Angela Merkel, Anna Kournikova ve Audrey Hepburn.

adele-anitta

Adele

Kendisine ait bir şarkı kaydının arkadaşı tarafından internette paylaşılması üzerine, MySpace’ten keşfedilip modern zamanların miti haline gelen pop müziğinin kraliçesi Adele, 2006′dan bu yana sesiyle dünyayı büyülüyor.Hüzünlü, asil, romantik duruşuyla ve kitap gibi şarkılarıyla, son yılların en iyi kadın müzisyenlerinden biri olan Adele’i, dergimizin “Mayıs’a özel 5 efsanevi kadın” çerçevesinde sizlerle paylaşıyoruz.

Adele, güçlü sesi, besteleri, görüntüsünden ve özel hayatından çok müziğiyle ön plana çıkmasından dolayı pop müzikte yeni bir çığır açar. Bir röportajında, yemek yemeyi çok sevdiğini söyleyen boğa burcu, balık etli sanatçı, spor yapmaktan hoşlanmadığını belirterek, hayatının amacının asla zayıf bir kadın olmak olmadığını söyler.

5 Mayıs 1988 tarihinde, İngiltere’de, Londra’nın güneyinde dünyaya gelen Adele kalbe dokunan bir müzisyen.  Sanatçının tam adı, Adele Laurie Blue Adkins. O, bekar bir annenin kızı olarak doğar. Doğuştan bir yetenek olan Adele, 4 yaşından beri şarkı söyler ve onu bugüne kadar en çok etkileyen grup Spice Girls olur. Ülkesinin popüler müzik okullarından The Brit School’da eğitim görür.

2006 yılında, MySpace’teki demosu dinlendiğinde Adele’e, XL Recordings tarafından albüm teklifi gelir. 2008′de BRIT Ödülleri’nde “Eleştirmenlerin Seçimi” ve BBC’den “2008′in Sesi”, 2009′da ise Grammy Ödülleri’nde “En İyi Yeni Sanatçı” ve “En İyi Kadın Vokal Pop Performansı” ödüllerine layık görülürür. 28 Ocak 2008 yılında çıkardığı ilk albümünde 19 yaşındayken yazdığı şarkıları paylaştığı için, albüme “19″ adını verir. Çıkış parçası “Chasing Pavements”tir.

İkinci albümü ise 21 Ocak 2011′de dinleyicilerle buluşur. Rock, R&B, blues gibi çeşitli tarzdaki müzikleri başarıyla yorumlayan Adele’in bu albümü, genelde ayrılık şarkılarından oluşan bir albümüdür. Çıkış şarkısı “Rolling Into Deep”, Amerika, Kanada, Almanya ve İrlanda’da liste başı olarak müzik dünyasına giriş yapar. Bu şarkı, Gossip Girl dizisinin sezon finalinden tüm radyo istasyonlarına kadar pek çok yerde çalarak tüm insanlara ulaşır. İngiltere’de 10 hafta boyunca listelerin bir numarası olarak kalır ve Madonna’nın rekorunu kırar. Adele’in albümlerindeki tüm şarkılarının yanı sıra,  tekrar yorumladığı Lovesong gibi cover şarkılardaki yorumu da çok beğenilir.

 

2011 BRIT Ödülleri müzik töreninde, sunucu James Corden, Adele’in performansının ardından “istediğiniz kadar dansçı, havai fişek, laser gösterisi kullanabilirsiniz ama eğer böyle bir sesiniz varsa, tek ihtiyacınız olan bir piyanodur” yorumunu yapar.

2012′nin Ekim ayında, 24 yaşındaki Adele ve sevgilisi Simon Konecki’nin bir oğulları olur. Çalışma arkadaşlarından Dan Wilson basına, Adele’in artık bebeğiyle ilgilendiği bir döneme girdiğini açıklar. Pek çok müzik aletini başarıyla çalabilen, pek çok müzik tarzına yakışan bir sese sahip Adele’in, eminiz ki gelecek yıllarda da müzik aracılığıyla bizlerle paylaşacağı pek çok güzel hikayesi olacak.

 110920130044146265912

Adriana Lima

5 ‘A’salet’in ikinci ismi, güzelliğiyle tüm dünyayı kendine hayran bırakan süper model, Adriana Lima Jarić. Herkesçe tanınan melez güzelin ailesine, evliliğine ve kariyer basamaklarını nasıl sağlam tırmandığına hep beraber bakalım.

12 Haziran 1981 doğumlu, 31 yaşındaki mankenin tam adı, Adriana Francssesca Lima. Yakın arkadaşları tarafında “Leah” diye çağrılan mankenin lakabıysa “LimaBean”. En sevdiği yazar Gabriel Garcia Marquez olan Lima’nın hedefiyse, oyunculuk ve fotoğrafçılıkta kendini geliştirmek. Üç dil konuşabilen manken, Portekizce, İspanyolca ve İngilizce dillerine hakim.

2000 yılından beri Victoria’s Secret defileleri denilince akla gelen ilk isim olan süper model, 1.78 boyunda ve 55 kilo. Griye çalan mavi gözleriyle, herkesi büyüleyen moda ikonunun vücut ölçüleri ise 86, 58, 84. Böyle bir güzelliğin hangi ülkeden geldiğini merak ediyorsanız cevap Brezilya. Salvador, Bahia kentinin güzelliğini dünyayla paylaşan,  Adriana Lima’yı tüm yönleriyle sizler için inceledik. İşte dünyanın en çok kazanan mankenlerinden, üstelik iki çocuk annesi olan Lima’nın başarı öyküsü:

Lima’nın başarısının aile mirası olduğu söylenemez. O, geliri çok yüksek olmayan ve oldukça dindar bir ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Bir Amerikan yerlisi, Afrika, Brezilya ve İsviçre melezi olan Lima, 13 yaşındayken keşfedilir. Bir mağazada alışveriş yaparken, şans eseri moda dünyasının kapılarını aralar. Bunun üzerine, 15 yaşındayken bir yarışmaya katılır. Ford Supermodel of Brazil Model Search isimli güzellik yarışmasında 1. seçilir. 1996 yılındaki Ford Supermodel of the World Contest’te de 2. olan Lima, güzelliğini ispatlar. Ajanslar tarafından aranılan isim haline gelir. Yarışmalardan sonra, bunu meslek edinmeye karar verir ve fırsatlar dünyasının yolunu tutar. Ford Modellik Ajansı’nın desteğiyle New York’a yerleşir. Burda, Elite Model Management ile beraber çalışmaya başlar.

Adriana Lima’nın profesyönel kariyerinin başladığı yıllar, 1997 ve 1998 yıllarıdır. Bu yıllarda dergiler için moda çekimlerinde yer alan Lima, kariyerine Vogue ve Marie Claire gibi klasikleşmiş dergilerle başlar. Bu dönem, şansı durmaksızın devam eden Lima, Christian Lacroix ve Valentino gibi tanınmış markaların defilelerinde boy gösterir. Bu dönemin en parlak olayı, bir billboard reklamıyla gelir. Dominikli sevgilisi Alberto’yla beraber çalıştıkları, Times meydanındaki reklam tablosuna asılan Vassarette billboard reklamıyla, Adriana Lima popülerliğin zirvesine oturur.

Lima, 1998’de yükselmeye devam ederek, lüks iç çamaşırı markası Victoria’s Secret’ın defilesinde yer alır. Böylece, moda dünyasındaki yerini sağlamlaştırır. Defilede, Heidi Klum ve Gisele Bündchen gibi ünlü mankenlerle beraber, melek kanatları takarak, markanın birbirinden özel iç çamaşırlarını sergilerler.

2000 yılı ise Lima için, ünlü süper modellerle çeşitli reklam kampanyalarında yer aldığı bir yıl olur. Guess? markasının Costanoa Kampayası’nda, Claudia Schiffer, Laetitia Casta ve Eva Herzigova gibi ünlü isimlerle çalışır. Maybelline, Bebe, Mossimo ve BCBG’nin reklam yıldızı, Harper’s Bazaar, Elle gibi önemli dergilere kapak olur.

Pek çok ünlü markanın teklifte bulunduğu Lima’yı, 2001 yılına geldiğimizde, ekranlarda oyuncu olarak görmekteyiz. BMW tarafından çekilen 8 dakika 47 saniyelik kısa filmde Lima, Mickey Rourke, Clive Owen, Forest Whitaker’dan oluşan oyuncu ekibine dahil olur. Wong Kar-Wai tarafından yönetilen BMW kısa filminde, Lima, kocası tarafından peşine dedektif takacak kadar kıskanılan güzel kadını oynar.

Lenny Krawitz ile nişanlanan Adriana Lima’nın ilişkisi 2003 yılında son bulur. Kariyer basamaklarını hızla tırmanan ünlü model, 2003’te yine Victoria’s Secret ile çalışarak, defilenin açılış mankeni olur. 2005’teyse yine bir reklam modeli olmayı tercih eder ve sınırlı sayıda üretilen Pirelli takviminde yer alır.

Çok fazla fan sitesi olan, moda dünyasının bir numaralı ismi Adriana Lima, 2005′te AskMen.com’un “Top 99 Women” listesinde, en iyi 99 kadın arasından 1. seçilir. 2006’da ise aynı ankette 4. olur. Lima ayrıca, 2006’da Forbes.com’un En Çok Kazanan Ünlüler (Highest Paid Celebrities) listesinde 97. sırada ve En Güçlü 100 İnsan (100 Most Powerful People) listesinde ise 99. sırada yer alır.

2006 yılında basına yaptığı açıklamalarda koyu bir Katolik olduğunu vurgulayan Lima, “Seks evlendikten sonra olmalı. Seçimim bu olduğu için de erkekler saygı duymalı. Eğer saygı yoksa bunun anlamı beni istemedikleridir.” diye konuşarak hala bakire olduğunu açıklar.

En güzel, en güçlü ve en çok kazanan kadın olarak bir idol haline gelen Lima, 2009 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaretle, ülkemizde de yoğun ilgiyle karşılanır. Ocak ayında Acun Ilıcalı’nın sunduğu Var Mısın Yok Musun? isimli programda sempatik davranışlarıyla halkımızın gönlüne taht kurar. Ayrıca, 2009 yılı Adriana Lima için aşkın geldiği, özel bir yıl olur. Lima, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde gerçekleşen romantik bir düğünle, NBA yıldızlarından Marco Jaric ile dünya evine girer. Bu evlilikten iki kız çocuk dünyaya getiren Lima, artık dünyanın en güzel annelerinden biridir. Bebeklerinin fotoğraflarını da resmi internet sitesinde hayranlarıyla paylaşır, 2010 yılında İspanya’da mutlu bir hayat sürdüklerini belirtir. 15 Kasım 2009′da, Valentina Lima Jarić, 12 Eylül 2012′de ise ikinci kızı Sienna Lima Jarić dünyaya merhaba der.

2012 yılında Türkiye’de bir çalışmaya daha imza atan manken, Ali Taran tarafından çekilen Mavi Jeans reklamında da bir grup Türk oyuncuyla beraber çalışır. Mavi Jeans kotlarının tanıtıldığı reklamda baş rolde yer alarak ekrana gelir. 2012 yılında halen DNA Models Ajansıyla çalışan ve Meksika’da kendine ait bir barın sorumluluğunu yürüten Lima, dünya için yardımdan kaçınmayan, duyarlı biri. Kazandığı paranın bir kısmıyla doğduğu yer olan Salvador, Bahia’daki “Caminhos da Luz” öksüzler yurdunda yaşayan yoksul çocukların bakımlarına ve binanın tamir masraflarına yardım ediyor.

Güleryüzlü ve sıcakkanlı manken Lima, basına karşı da oldukça samimi. Blic dergisine yaptığı açıklamalarda dişlerini iri oldukları için çocukluğundan beri beğenmediğini belirten süper model, “bu yüzden kimse için etkileyici olabileceğime inanmazdım” diye ekledi. Gözlerini çok beğendiğini söyleyen Lima, röportajda, Hollywood filmlerinde ciddi bir rolde yer almak istediğini de duyurdu.

Angela_Merkel_(2008)

Angela Merkel

Yazı dizimizin üçüncü mükemmel kadını, iktidarı eline almayı başarmış dünyaca ünlü bir kadın: Almanya’nın başbakanı, Angela Dorothea Kasner Sauer. Kendisi, “CDU” olarak bilinen, mezhep farkı gözetmeksizin insanları bir araya toplayan fakat dinin gerekliliklerine bağlı bir demokrasiyi gözeten Hristiyan Demokrat Birliği Partisi’nin lideridir. Angela Dorothea Kasner Sauer, dünyada ilklere imza atarak, kadının gücünün bir sembolü haline gelir.

Mürekkep yalamış bir bilim kadını olarak siyasete atılan Almanya başbakanı, 1998 yılında kimya profesörü Prof. Dr. Joachim Sauer ile yaptığı ikinci evliliğinden, “Sauer” soyadını alır. Kendi soyismi ise Merkel’dir. Merkel’in bir fizik profesörüyle olan ilk evliliğinden çocuğu bulunmazken, ikinci eşinden bir erkek çocuğu olur.

17 Temmuz 1954 doğumlu olan Merkel, bugün Avrupa Birliği’nin 6. büyük metropol kenti olan Hamburg’da dünyaya gelir. Leh asıllıdır. Mezhebi Protestandır, Lutheran bir papazın kızıdır. Doğulalara olan antipatisi nedeniyle doğunun ve solun desteklemediği bir isim olan Merkel, 1871 yılında Almanya’nın modern bir devlet olmasından bu yana Almanya’yı yönetmeyi ve yeniden birleştirmeyi başarmış ilk kadın başkandır. 2. Dünya Savaşı’ndan beri Alman şansölyesi olan en genç kişidir.

Merkel’in eğitim hayatı kapsamlı ve keskin zekasını gösterir niteliktedir. Eğitim hayatının merkezi Templin’dir. Merkel, okulda iyi derecede Rusça öğrenir, matematik dehası kabul edilir, 1973 ile 1978 yılları arasında Leipzig Üniversitesi’nde fizik okur.  1978 ile 1990 yılları arasında Berlin-Adlershof Bilimler Akademisi Fizik Kimya Merkez Enstitüsü’nde eğitimine devam eder. Kuantum kimyası üzerine tez yazar, doktorasını kazanır ve makaleleri yayımlanan bir araştırmacı olur.

10 Nisan 2000′den bugüne Hristiyan Demokrat Birliği’nin CDU Federal Başkanlığı’nı yürüten Merkel, 2002 ile 2005 yılları arasında, CDU- Hrsitiyan Sosyal Birliği (CSU), Parlemento Parti Grubu’nun ilk kadın başbakanıydı. 22 Kasım 2005, Angela Merkel’in Almanya Başbakanlığı’na seçildiği gündür ve o tarihten beri iktidardadır. 2005 ile 2009 yılları arasında, büyük koalisyonu kardeş parti Hristiyan Sosyal Birliği CSU ve Alman Sosyal Demokrat Partisi SPD ile birlikte yönetir. 2009 yılından itibaren de Liberal Demokrat Parti ve CSU ile oluşturulmuş olan koalisyonun başbakanıdır.

Paskalya tatillerini İtalya termallerinin olduğu Ischia adasında geçirmekten hoşlanan başbakan hakkında, bir de kitap yayımlanır. Almanca yayımlanan kitap, Hamburg menşeili. “Angela Merkel: Die Kanzlerin und Ihre Welt” yani “Angela Merkel: Şansölye ve Dünyası” ismiyle Mekrel’i anlatan, 283 sayfalık kitap, Hoffman und Campe Yayınevi tarafından, 14 Mart 2013′te basılmıştır.

audrey_hepburn_kimdir_1

Audrey Hepburn

İngiltere ve Hollanda’dan doğan sanat güneşi Audrey Hepburn bu ayki yazımız için seçtiğimiz dördüncü efsanevi kadın. Tam 4 kez En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ına aday gösterilen, 2 kez İngiliz Film Akademisi Ödülleri BAFTA’yı kazanan Hepburn, bu ödüle iki kez de aday gösterildi. Altın Küre Ödülleri’nden de 2′sini hak eden ünlü yıldız, oldukça saygıdeğer bir hayat yaşadı.

1950′li yıllardan itibaren, zerafetiyle sinemaya renk katan nostaljik yüz Hepburn’un hayatı da ayrı bir film gibi. Hüzünlü geçen çocukluğunun yanında yine kendisinden bağımsız gelişen siyasi sorunlardan etkilenmiş fakat hayallerinin peşini bırakmayarak sevdiği işlerde başarı elde etmiş olan sanat ikonunun etkileyici öyküsünü sizlerle paylaşıyoruz.

4 Mayıs 1929′da dünyaya gelen Oscar ödüllü sinema yıldızı 20 Ocak 1993′te, 63 yaşında hayata veda eder. Hayatı boyunca dünyaya emek veren yıldızın tam adı, Audrey Kathleen Ruston’dur. Diğer ismi ise Edda van Heemstra olan Audrey Hepburn, Belçika’nın Brüksel kentinde doğar. Holladalı bir barones olan annesi Ella van Heemstra ve zengin İngiliz bankacı babası John Victor Hepburn-Ruston, o henüz bir yaşındayken evliliklerini bitirir. Tek çocuk olan Audrey, annesiyle kalır ve bir daha babasını göremez. Audrey, 10 yaşına geldiğinde annesi bir evlilik daha yapar. O yıl, ailecek Nazi işgali altındaki Hollanda’ya göç ederler. Burada zor günler geçiren Audrey Hepburn, bir gün bir sinema oyuncusu olmanın hayaline tutunur. Özel okullarda okur. Savaş biter bitmez Londra’ya giderek bir bale okuluna yazılır. Bir süre sonra moda dünyasına adım atar.

1948 yılında, 20′li yaşlarındayken, Airline Stewardess rolüyle “Nederlands in 7 Lessen” adlı belgeselde rol alır. 1949 yılında “High Button Shoes” ve “Sauce Tartara” adlı iki müzikal tiyatroyla devam eder. 1951 yılında “Gigi” müzikal tiyatro oyunundan başka tam 5 filmde rol alan yıldız “One Wild Oat” filminde bir otel resepsiyonistini canlandırır. “Laughter In Paradise” filminde ‘sigara kızı’ rolündeki aktrisi “Monte Carlo Baby”de Linda Farell rolünde görürüz. “Young Wives’ Tale” filminde Eve Lester olarak, “The Lavander Hill Mob” filminde ise Chiquita karakteriyle beyaz perdededir.

Hepburn 22 yaşına geldiğinde hayallerinin kıyısına varmıştır. Masum ve duru güzelliğini sinema tutkusuyla birleştirerek beyaz perdeye yansıtan oyuncunun yıldızı hemen parlar. Büyük başarıyı, 1953′te “Roman Holiday” ile yakalar. Bir prensesi canlandırdığı “Roman Holiday” Hepburn’un ilk başrolüdür. Gregory Peck ile birlikte rol aldığı film ile New York Film Critics Circle Award, Akademi Ödülleri ve Bafta Ödülleri’nin yaptığı kritikle En İyi Kadın Oyuncu seçilir.  Audrey Hepburn, artık gerçek bir sinema yıldızıdır.

Sonraki yıllarda pek çok ödüle aday gösterilen “War And Peace”, “Funny Face”, “Green Mansions” ve “The Unforgiven” filmlerinde rol alır. 1957 yılına geldiğimizde kendisini bir aşk filminde görürüz. “Love in the Afternoon” filminde Gary Cooper ile rolleri paylaşırlar. 1962′de, usta yönetmen Blake Edwards tarafından yapılmış bir film olan Tiffany’de Kahvaltı’da George Peppard ile başrolleri paylaşır. Kararsızlıklar içindeki bir kadını canlandırdığı filmle göz doldurur. 1967 yılına geldiğimizde “My Fair Lady” ve “Wait Until Dark” gibi yapıtlarda büyük ödüllere aday gösterilerek, kariyer basamaklarını tırmanmaya devam eden Audrey Hepburn, 1976′da “Robin and Maria”, 1979′da “Bloodline”, 1981′de “They All Laughed” filmlerinde yer aldı. Aktris, 1989 yılındaki “Always” filmindeyse Hap rolünde.

Audrey Hepburn, 1990 yılına kadar televizyondan tiyatroya ve beyaz perdeye uzanan çalışmalarıyla sanata büyük katkılar sağlar. 1990′dan sonra ise kendisini sadece özel projelerde görürüz. 1992 yılında kendisine Screen Actors Guild Awards tarafından, Hayat Boyu Başarı ödülü verilir. 1993 yılında aldığı son ödül ise Best Spoken World Album ile Grammy Ödülü’dür. Sonraki yıllarda, bağırsak kanserine yakalanan yıldız, 1993′te, 20 Ocak günü, İsviçre’de vefat eder.

Son olarak bu güzel kadının aşk hayatından da bahsedelim. Çoğu sanatçı gibi fırtınalı aşklarıyla da gündeme gelmiş olan Hepburn, ünlü bir aktör olan, radyoya da emek veren William Holden ile fırtınalı bir aşk yaşar. Holden, 1939′da “Golden Boy” isimli filmle Hollywood’a adım atmış biridir. Daha sonra Amerikalı oyuncu, yönetmen ve yapımcı Mel Ferrer ile magazin gündemine gelen Hepburn, onunla evlenir fakat bu evlilik mutlu bir evlilik olmaz. İkinci evliliğini İtalyan bir psikiyatrist olan Dr. Andrea Dotti ile yapar. Yaşamı süresince UNICEF’i destekleyen Hepburn, iki evliliğinden de birer çocuk dünyaya getirir. Hepburn ve Mel Ferrer çifti çocuklarına Sean adını verirler. Sanatçının Dr. Andrea Dotti’den olan çocuğu ise Luca adıyla dünyaya gözlerini açar.

980-celebrity_anna_kournikova_wallpaper

Anna Kournikova

Dergimizin bu ay mercek altına aldığı 5 ünlü kadından sonuncusu, güzelliğiyle dillere pelesenk olmuş, spor hayatında ise kah başarılı olan kah yerilen, tenisçi, manken, oyuncu Anna Kournikova.

7 Haziran 1981 doğumlu, 31 yaşındaki sporcu, tekli oyunlarda Kadınlar Tenis Birliği (WTA) ödülünü hiç kazanamamış olmasına rağmen, ismi Google’da en çok aranan kişilerden. Kournikova’nın popülerliği yıllardır kat be kat artarak yayılır. İsmi, spordaki başarılarından televizyon dizilerine, katıldığı tanıtımlardan magazin gündemlerine dek her yerde duyulur. White Russian (Beyaz Rus) olarak bilinen bir kokteyle adı verilir.Texas Holdem Poker’de “iyi görünen fakat asla kazanamayan” ak el için uydurulmuş bir söz kalıbından, 2001 Şubat’ında dolaşan bir bilgisayar virüsüne kadar pek çok duruma da “Anna Kournikova” ismi takılır.

Moskova’da doğan Anna Sergeyevna Kournikova, 2010 yılında Amerikan vatandaşlığı da alır. Sporcu bir anne babanın kızıdır. Babası Sergei Kournikov, profesyönel Greko-Romen güreşçisi, annesi Alla ise 400 metre koşusu atletidir.  Sergei Kournikov bir keresinde basına yaptığı açıklamada, genç ve temiz bir aile olduklarını ve Anna’yı spor için oldukça elverişli bir ortamda büyüttüklerini söyler. Anna’ya 5 yaşındayken tenis raketi hediye edilir. İlk tenis raketini alan Anna, 6 yaşında tenis oynamaya başlar.

1990 yılında Moskova’da düzenlenen ATP, Kournikova’nın  ilk uluslararası turnuvasıdır. 1995′te Federasyon Kupasında maç kazanmış en genç oyuncu ünvanına sahip olur. O yıl, Avrupa Şampiyonası ile İtalya Gençler Açık turnuvasına katılır ve sene sonunda, Uluslararası Tenis Federasyonu Dünya Gençler Şampiyonu olur. Kournikova, WTA tarafından takım oyunlarında 1 Numaralı Oyuncu seçilir. 1992 ve 2002 yıllarında, Avusturya’da Grand Slam ödülünü alır. Burda, Martina Hingis’le aynı takımdadır, “Tenisin Spice Girls’ü” olarak anılırlar. Avusturya açık çiftler şampiyonu olur. 1999′da Wimbledon karışık çiftler finalisti olan sporcu, 2000 yılında da Amerika açık çiftler finalistidir.

1.73 boyunda, 56 kilo olan Kournikova bir dönem dizi oyunculuğu yapar. The Biggest Loser isimli dizinin 12. sezonunda, Jillian Michaels’in yerine ekranlara gelen ünlü sporcu, dizide yalnızca bir sezon kalır. Kournikova, Population Services International sağlık programında global elçi vasfıyla beş yaşının altındaki çocuklar ve ailelerinin sağlıklarıyla ilgilenen bir çalışmada yer alır. “Me Myself Irene” isimli Jim Carrey’nin başrolde olduğu sinema filminde de küçük bir rolü vardır. Ünlü pop yıldızı Enrique Iglesias’ın Escape adlı parçasının klibinde oynar. Kournikova, 2006′da ülkemizdeki Auto Show’un açılışına da gelerek hayranlarını sevindirmiştir.

2007 Mayıs’ında inzivaya çekilen güzel sporcunun tenis hayatı, 21 yaşındayken son bulur. Sırt ve belkemiğiyle ilgili sorunlar yaşayan tenisçi bel fıtığı riskiyle karşılaşır. 2007 durum değerlendirmesine göre, WTA dünya sıralamasında 8. sırada olan ve 13 çiftler şampiyonluğu bulunan ünlü tenisçi, 3.5 milyon dolar kortlardan, 85 milyon dolar ise reklam gelirlerinden kazanmıştır. Florida’da Atlas Okyanusu kıyısındaki Miami Beach’te yaşamını sürdürdüğü bilinir. Artık Dünya Tenis Takımı, St. Louis Aces’e ve bazı özel etkinliklere katılmaktadır.

Özel hayatı da çalkantılı olan Kournikova 2000 yılında, 19 yaşındayken 4 aydır ilişki yaşadığı “Rus Roketi” isimli sevgilisi, ünlü hokeyci Pavel Bure’dan evlenme teklifi alır. Fakat bir yıl sonra, başka bir hokeyci olan Sergei Federov ile hayatını birleştirir. Evlilikleri fazla uzun sürmeyen çift, 2003 yılında boşanır. Gündemden asla düşmeyen Kournikova, 2011′e geldiğimizde, Men’s Health dergisinin Tüm Zamanların En Ateşli 100 Kadını listesinde 29. numaradadır. Kournikova’nın ismi son zamanlarda Enrique Iglesias’la anılmakta. 2013, Mayıs ayının süpriziyse çiftin evlilik hazırlıkları yaptığı yönündeki söylentiler.