Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Barış Manço : Evliya Çelebi’nin Reenkarnasyonu

0
Eklenme Tarihi: February 9, 2013 SANAT
1

17. yüzyılda yaşamış biri 300 yıl sonra Avrupa Konseyi tarafından “21. yüzyılda insanlığa yön veren en önemli 20 kişiden biri” ilan ediliyor. Konsey bu kişiyi Osmanlı İmparatorluğu’ndaki en önemli gezgin olarak tanıtıyor ve çalışmasının kültürel hayata dair önemli rehberlerden biri olarak kabul edildiğini belirtiyor. Yüzyıllara meydan okuyan bu adam, Seyahatname’nin yazarı Evliya Çelebi.

Seyyah

Evliya Çelebi, gerçek ismiyle Derviş Mehmet Zillî, 1611 yılında İstanbul Unkapanı’nda doğdu. Babasının dükkanına gelen bilgili tanıdıkların anlattığı hikayelerden etkilenen Çelebi, yabancı dünyaları tanımak için yanıp tutuşuyordu. Seyahatlerine başlamasını tetikleyen olay olarak rüyasından bahsetmiştir. Rüyasında  bir camide Hz. Muhammed’i görür ve çok heyecanlanır. Cesaretini toplayıp yanına gider. “Şefaat” dileyeceği yerde şaşırıp “Seyahat” diler. Hz. Muhammed de gülümseyip seyahatlerinin hayırlı olması için dua eder. Bunun üzerine rüya tabircisine giden Evliya Çelebi, “Sen büyük bir seyyah olacaksın” dendiğinde, bunu gerçekleştirmeyi kafasına koymuştur.

50 yıl süren seyahatlerinde 26 milyon km2 yüzölçümlü Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen her yerini görmüştür. Anadolu’dan Mısır’a, Amsterdam’dan Mekke’ye, Suriye’den Ukrayna’ya, Viyana’dan Transilvanya’ya birçok bölgeyi gezen Çelebi, imparatorluğun ve çevresinin tam betimlemelerinin yanı sıra o dönem kullanılan Türkçe ve deyimlere, halkın özellikleri, gündelik yaşam, türküler ve öykülere de yazılarında yer vermiştir.

Erzurum’un Soğuğu

Halkın ağzında şöyle bir fıkra vardır: Bir dervişe “Nereden geliyorsun?” demişler. O da “Kar rahmetinden geliyorum.” demiş. Bunun üzerine “O ne diyardır?” demişler. Derviş “Soğuktan insana zulüm olan Erzurum’dur.” demiş. “Orada yaz olduğuna rast geldin mi?” demişler. Derviş “Vallahi 11 ay, 29 gün sakin oldum. Halk hep yaz gelecek dedi. Ben göremedim.” demiş. Bir diğer fıkra da şudur: Kedinin biri kara kışta bir damdan diğer dama sıçrarken havada donup kalmış. Sekiz ay sonra don çözülünce miyavlayarak yere düşmüş. Gerçekten de bir adamın eli yaş iken bir demir parçasına yapışsa derhâl donar. Elini demirden koparmak ihtimali olmaz. Ancak bir miktar derisi yüzülerek demirden kurtulabilir.

Yüzyıllar sonra aynı gezgin ruh

Evliya Çelebi, doğumundan 332 yıl sonra doğacak birinin kendisiyle özdeşleştirileceğini tahmin edemezdi. Çelebi’den üç yüzyıl sonra Üsküdar İstanbul’da doğan Barış Manço, birçok kişi tarafından Modern Evliya Çelebi olarak anılıyor. Barış Manço’nun kendisi bile gezi programlarından birinin ismini “Barış Çelebi ile Dünya Turu” koymuştur.

Barış Manço’nun Ekvator’dan Kutuplar’a 5 kıtada 100′den fazla yöreye yaptığı seyahatler600.000 km’yi bulmuştur. Amazon ormanlarında yerlilerle birlikte kürek yapan, orangutanlarla kahvaltı eden, yerel enstrümanlarını çalarken yerlilere eşlik eden Manço eğlenceli tavırlarıyla, espritüel yaklaşımıyla 7′den 77′ye herkesin beğenisini kazandı.

Manço ve Çelebi’nin benzerliği akıllara şu soruyu getiriyor: Bunlar, farklı zamanlarda yaşamış aynı kişiler mi? Barış Manço 17. yy.’da yaşamış olsaydı Seyahatname gibi bir kitap yazar mıydı? Veya Evliya Çelebi 20. yy’da yaşasaydı Çelebi’yle Dünya Turu gibi bir program yapar mıydı?

Yabancı Dil

İki seyyahın da yabancı dil bilgisi ileri düzeydeydi. Galatasaray Lisesi’nden sonra Belçika Kraliyet Akademisi’nde eğitim gören Barış Manço birkaç Batı dilini ana dili gibi kullanabiliyordu. Böylece gittiği farklı kültürlerde tercümana ihtiyaç duymadan ilk ağızdan bilgi ediniyordu.

Evliya Çelebi’nin yabancı dil bilgisi ise Hamid Efendi Medresesi’nde aldığı yedi yıllık eğitim ve yüksek rütbeli askerlerin, üst seviye devlet ve bilim adamlarının yetiştiği Enderün Mektebi’nde edindiği bilgilere dayanır. Türkçe, Arapça, Farsça, Rumca, Latince ve Yunanca bilen Çelebi’nin tarihe damgasını vurmasındaki büyük etkenlerden bir de budur.

Müziğe verilen önem

Aslında Barış Manço’nun Çelebi’den farklı olarak daha fazla tanındığı alan müzik alanıdır. Çelebi de musiki eğitimi almasına ve sesinin güzel olmasına rağmen bu alandaki başarısıyla tanınmazken, yarattığı iki yüzden fazla şarkı Barış Manço’ya 12 altın ve bir platin albüm ödülü getirmiştir. Şarkıları İbranice, Japonca ve Flemenkçe de dahil olmak üzere dokuz farklı dilde yorumlanan Manço, Anadolu Rock müziğin kurucularından sayılmaktadır.

Barış Manço, geleneksel değerleri yeni zaman türkülerine dönüştürmüştür. Yaptığı müziğin Aşık Edebiyatı’nın devamı olduğunu söyler. Eserlerini yaratırken âşıklardan etkilenmiştir.

Kuyu başına vardım Zeynebi görem diye

Nasıl haberin almışsa dayı emmi hep orda

Dediler ne ararsın kızı almak mı istersin

Sana bir çift sözümüz var hele buysa niyetin

 

İşte hendek işte deve ya atlarsın ya düşersin

Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı

İşte halep işte arşın ya aşarsın ya biçersin

Baktın olmaz vazgeçersin zordur almak bizden kızı

 

Sögüdün dalı uzun Barış’ın gönlü hüzün

Dudağında ay lütüfün seneler sonra bugün

Dayı emmi yaşlanmış develer kervan olmuş

Zeynebimden haber sordum başkasına yar olmuş

 

Sögüdün dalı uzun Barış’ın gönlü hüzün

Elim eline değmedi varın anlayın gayri

 

Evliya Çelebi, Osmanlı’daki enstrümanları araştırıp yüze yakın müzik aletini kayda dökerek, dönemin müzik kültürünü anlamamız için çok değerli bir kaynağa imza atmıştır.

Farklılıkları neler?

  • Evliya Çelebi aynı zamanda bir haritacıdır. Nil nehri boyunca yaptığı yolculuğu işlediği harita Vatikan Kütüphanesi’nde korunmaktadır. Altı metreye bir metre boyutlarındaki haritada Çelebi, açıklamalara da yer vermiştir.

 

  • Çelebi’nin zamanında Divan Edebiyatı’nın bir gereği olarak yazılar fazlasıyla süslü yazılırdı. Ancak Seyahatname’yi yazarken Evliya Çelebi bütün düz yazı kurallarını hiçe sayarak ve düz yazıya yeni, modern bir soluk getirerek günlük konuşma dili kullandı. Belki de bu nedenle yazıldığı dönemde ilgi görmedi. Manço ise gelenekle moderni birleştirip, değerlerimizi güncelleştirerek çağdaşlaşmayı amaçladı.
  • Başarılı bir televizyon yapımcısı olan Manço yaşamı boyunca çocuklara ayrı bir değer vermiştir. Çocukların gözünde O, süt içmeleri gerektiğini ve yemek ayırmanın kötü bir şey olduğunu söyleyen uzun saçlı, kocaman yüzükler takan Barış Amca’ydı. Barış Manço “Adam Olacak Çocuk” programında çocuklara sosyal davranış kalıplarını öyle güzel öğretmişti ki, 1999 yılında aramızdan ayrıldığında, küçük bir çocuk evinin parmaklıklarına bu notu asmıştı: ‘‘Barış Amca, sütümü içiyorum, ıspanak yiyorum, arabanın arkasına oturuyorum, sözünü dinliyorum. Seni hiç unutmuyorum. – İnanç. 1 Şubat 1999’’. Başka bir deyişle, En İyi Çocuk Programı dalında beş kez Altın Kelebek Ödülü’nü alması tesadüf değildir.

  • Bir başka farklılık da ekonomik olanaklarla ilgilidir. Evliya Çelebi tamamen kendi imkanlarıyla seyahat ederken, Barış Manço TRT kanalında yayınlanan programı aracılığıyla gezilerini gerçekleştirmiş ve seyahatlerinden ekonomik fayda sağlamıştır.

 

Teknolojinin etkisi

Tabii ki Barış Manço’nun teknolojiden yararlanışının ona sağladığı faydaları inkar edemeyiz. Evliya Çelebi at üstünde aylarca yol giderken Barış Manço uçağa atlayıp birkaç saatte dünyanın diğer ucuna gidebildi.

 

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinin okurla buluşmasına tanık olamadı çünkü yazıldığı tarihten ancak 200 yıl sonra yayınlanabildi. Oysa ki Barış Manço her hafta izleyicileriyle buluşuyordu.

Teknoloji yoksunluğu Çelebi’nin güvenilirliği konusunda ciddi tartışmalara da neden oldu.  Abartmalara çok yer vermesi ve kurgularıyla zaman kavramı üzerinde oynaması bazı olayların hayal ürünü olabileceği tahminine yol açtı. Oysa ki Barış Manço’nun böyle bir endişesi hiç olmadı. Video görüntüleri seyahatinin zamanını dakikasına kadar kanıtlayabiliyordu.

Farklı zamanda yaşamış aynı kişiler mi?

Evliya Çelebi reenkarnasyona uğrasa Barış Manço olarak dünyaya gelirdi demek doğru olmaz. Bana kalırsa, Evliya Çelebi’nin elinde teknoloji gibi bir olanağı olsa bırakın sadece Osmanlı sınırlarını, herhalde tüm dünyayı karış karış gezerdi.

Barış Manço’yu ise şarkı söyleyerek diyar diyar dolaşan bir aşık olarak hayal etmek hiç de zor değil.

Bu iki ismi birbiriyle bu denli bütünleştirmemizin nedeni, farklı zamanlarda da olsa aynı amaçla hizmet etmiş, çok benzer felsefeye sahip kişiler olmalarıdır.

Evliya Çelebi – “Dünya için bir şey isteme, kendinden nefret ettirme”. “Herkesle iyi geçin”.

Barış Manço – “Sana uzatılan elleri görmek istemesen de,
Bir gün o eller üstünde bu dünyadan göçmek var ya .”