Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Fotoğrafın yeni duayeni Pari Dukoviç

0
Eklenme Tarihi: July 18, 2012 BAY X
---_0963

Bir konuda tereddütteyseniz, siz onu bırakmasanız bile, o sizi bırakır so- nunda…

Çok küçük yaşlarda tanımaya başladık onu. Onsekiz yaşında bile değildi ilk sergisini açtığında. Aradan geçen sürede hep bir şeyler kattı sanatına, dünyaya bakış açısına. Geçtiğimiz sene dünyanın en iyi 30 fotoğrafçısı listesinde yer alan, ülkemizin yetiştirdiği ve dünyaya sunduğu en önemli yeteneklerden biri, Pari Dukoviç…

Öncelikle, Pari Dukoviç kimdir? Biz, sizi tabii ki tanıyor, takip ediyor ve başarılarınızla gururlanıyoruz, ancak fotoğrafa uzak olan okurlarımız için kendiniz hakkında kısa birkaç şey söyleyebilir misiniz ?

1984 İstanbul doğumluyum. İlkokulu Zapyon Rum lisesinde okudum ve liseyi Eyüboğlu Koleji’nde. İstanbul’da doğup büyümek bana çok şey kattı. İstanbul’un zengin kültürel yapısı, tarihsel mirası insanı sadece bilgilendirmekle kalmıyor. Bu kültürel yapı ve miras, benim fotoğrafta yarattığım tarza estetik olarak büyük katkıda bulundu. Liseden mezun olduktan sonra fotoğraf eğitimim için A.B.D.’de, Rochester Institute of Technology’de üniversite eğitimime başladım. Bu süreç içerisinde fotoğrafın farklı alanlarında çalıştım. Eğitimimin sonlarına doğru, belgesel fotoğrafın duygusunu yansıtan fotoğraflara meyilli olduğumun farkına vardım. Üniversite eğitimimi, alanımda birinci olarak tamamladım ve ardından New York’a, çocukluğumdan  beri yaşamayı hayal ettiğim bu özel şehre taşındım.

Çok küçük yaşlarda fotoğrafa başladığınızı biliyoruz. Fotoğrafçılıkta sizi çeken neydi?

Fotoğrafa başlama sebeplerinden en önemlisi, babamın fotoğrafa olan ilgisiydi. Çok küçükken, yaz tatillerinde, tarihi fotoğraf stüdyosu Foto Sabah’ta çalışırmış. Babamın da bu konuya ilgisi küçük yaşlarda başlamış. 8-9 yaşlarımdayken bana Rus malı, eski bir Zenith makine hediye etti. Tamamen manuel olan bu makine sayesinde fotoğraf bilgilerimin temellerini atmaya başladım. O yaşlarda, sadece fotoğraf çekmek ve bir anı görüntülemek beni küçük bir çocuk olarak çok mutlu etti. Ancak, hem o dönemde çektiğim fotoğraflarda hem de bugünkü fotoğraflarımda, hep bir duyguyu yansıtmaya çalıştım. Bunu, ilk zamanlarda fotoğraflarıma pek yansıtamadım. Zamanla kendimi tanıyıp, fotoğraf makinemle daha iyi bir bağlantı kurarak duygularımın fotoğraflarıma yansıtabilmeyi başardım.

Fotoğraf eğitiminize kaç yaşında başladınız?

Başlarda, benim için sadece bir hobiydi. Konuyla ilgili kitapları okuyarak, fotoğrafçılığı bilen kişilerle konuşarak bilgi edinmeye başladım. 14 yaşındayken, IFSAK’ta bir kursa yazıldım. O kursun, teknik olarak bana büyük faydası oldu. Karanlık odada baskıya da ilk olarak orada başladım.

Başarınızı yeteneğinize mi yoksa çalışma azminize mi bağlıyorsunuz?

Başarı sadece yetenekle olmaz. Azimli, sabırlı, ve çalışkan olmak da çok önemli. Başarı, ancak bütün bunların bir araya gelmesi ile sağlanabilir. Ayrıca, insan ilişkileri de önemli. Ancak bütün bunların ötesinde, en önemlisi, hayatta ne yapmak istediğinizi çok iyi bilmek ve üstüne gitmek. Bir konuda tereddütteyseniz,  siz onu bırakmasanız bile, o sizi bırakır sonunda. Yani, insan, kesinlikle, ne yapmak istediğini çok iyi bilmeli.

Fotoğraf, teknoloji ile sürekli etkileşim içinde olan bir sanat dalı. Ancak, sanırım siz hala klasik yöntemlerle çalışıyorsunuz. Sizi dijitalden uzak tutan nedir?

Ben hala film ile çalışıyorum. Filmin dokusunu çok seviyorum. Filmler, karanlık odada yıkanıyor ve baskıları yapılıyor. Siyah beyaz fotoğraflarda çok güzel tonlar, renkli fotoğraflarda ise ressamların kullandığı pastel renklere benzer tonlar elde edebiliyorum. Tabii, bu tür kararlar kişinin estetik seçimleridir. Benim fotoğraflarıma ve tarzıma bu çalışma ortamı uyuyor. Farklı fotoğraf tarzları için dijital daha uygun olabilir çünkü, zaman zaman, çok keskin ve gerçeğin ötesinde olabilecek bir görüntü elde etmek istersiniz. Dijital fotoğraf bir teknolojik evrim. Kesinlikle kötü, fotoğrafçılığa zarar veren hiçbir yönü yok. Ancak benim işlerim ve çalışma sistemim için film çok daha uygun.

Geçtiğimiz sene,  Photo District News  PDN-30 listesinde yer aldınız. Bu bir fotoğrafçı için, özellikle sizin gibi genç ve yetenekli bir fotoğrafçı için önemli bir gelişme olmalı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Böylesine önemli bir listede adımı görmek çok güzel, ama devamını getirebilmek çok daha önemli. Ben hep geleceğe bakarak düşünen biriyim.

Birçok önemli ödül aldınız, fotoğraflarınız The New Yorker, New York Magazine, New York Times Magazine, Esquire, ve GQ gibi önemli dergilerde yer aldı. Çalışmalarınızı böyle önemli yayınlarda görmek, bu dergiler için fotoğraf çekimi yapmak nasıl bir duygu?

Bu dergilerle çalışmak, fotoğraf makinemi birçok ilginç alana yöneltmemi sağladı. Amerika’da,  birçok politikacının, ünlü aktör ve aktristin fotoğraflarını çektim. Çeşitli moda ve  belgesel çekimlerinde yer aldım.

Bize New York Magazine ile yaptığınız moda çekiminden biraz bahsedebilir misiniz?

New York Magazine, her sene dünyada bir fotoğrafçı seçip New York, Milano ve Paris’teki moda haftalarını görüntülemek için çok geniş çaplı bir proje gerçekleştiriyor. Gecen sezon, bu projede ben yer aldım ve kapak fotoğrafı da olmak üzere, derginin tümü fotoğraflarıma ayrıldı. 3 haftalık süreç içerisinde 65 defileye katıldım. Defilerler süresince, özel izinler ile, alışılmışın dışında kareler yakalama fırsatım oldu. Ayrıca, Nicki Minaj, Salma Hayek, Juliane Moore, Beyonce, Anna Wintour ve Giselle ile portre çalışmaları yaptım. Bu çalışma dünyada çok büyük ilgi topladı. Fotoğraf meraklıları, bu çalışmanın bazı örneklerini http://www.paridukovic.com/kisskiss.htm adresinde bulabilirler.

Çalışmalarınıza baktığımızda Türkiye’den, Türk kültüründen izler görüyoruz. PDN-30 listesine girmenizi sağlayan çalışmanız ‘Kırkpınar’ da bunun en önemli örneklerinden. Yörenin ve Kırkpınar kültürünün tanıtımına katkısı büyük. Türkiye’yi, bu coğrafyanın kültürünü çalışmalarınızda kullanmaya devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Bunun devamını getirmek istiyorum. Kırkpınar porjesinde yer alan fotoğraflarımı yakında İstanbul’da bir sergi halinde sunacagim. Bu proje bir kitap olarak da o somutlaştırılacak.

Fotoğrafı sadece görsel olarak mı değerlendiriyorsunuz? Yoksa her fotoğrafın bir hikâyesi olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Fotoğraflar hem görsel, hem duygusal hem de mistiktir. Bir fotoğrafta gördüğünüz temalar, hissettiğiniz duygular, tamamıyla izleyicinin kendi dünyasıyla fotoğraf arasında nasıl bağlantı kurduğu ile alakalı. Ben, bir fotoğrafı yaratırken, onu bir hisle, duyguyla bağdaştırıyorum, bazen o fotoğrafta, benim hissettiklerimin de ötesinde duygular yansıyabiliyor.

Elnizi attığınız alanlarda her zaman başarıyı yakalıyor gibisiniz. Bu sizce bu bir rastlantı mı yoksa yetenekli olduğunuz alanları fark edip üstüne mi gidiyorsunuz?

Aslında yetenekli olduğum alanları fark etmek değil. İlgi duyduğum ve beni çeken alanlar ile alakalı. Tabii ki çoğu görsel yanları olan şeyler, ancak bu bir tesadüften öte ciddi bir istekle, bir arzuyla alakalı.

Yakın gelecekte İstanbul’da bir sergi düzenlemeyi düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum, ancak şu anda kesin bir program hazırlamadım. İstanbul’da son yıllarda galeri dünyasında büyük bir hareketlilik yaşanıyor ve bir ara ziyaret edip bu konudaki gelişmeleri yakından takip etmek istiyorum.

Bundan sonraki amacınız, planlarınız nelerdir?

Su anda birkaç yeni projenin ilk adımlarını atma aşamasındayım, önümüzdeki yıl içinde bu projelerin ilk fotoğraflarını dergilerde yayınlamaya başlayacağım. Bunun yanında, New York’ta bu yıl içinde galeri dünyasından gelen teklifleride değerlendireceğim.

Size, Noble And Royal Magazine adına çok teşekkür ediyoruz. Başarılarınızın devamını diliyoruz.

Çok teşekkür ederim.