Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


George Bernard Shaw’un eser dışı hayatı…

0
Eklenme Tarihi: August 16, 2012 SANAT
9

Sözlerini herkes biliyor, hayatını ise daha az kişi. Yapıtlarından önce Churchill ile arasında geçen diyalog ile tanınan, tarihe imza atmış ünlü İrlandalı yazar. Kadın hakları savunucusu ve sosyalist George Bernard Shaw, sıkı bir vejetaryen ve İslamiyet sempatizanı. Shaw, hem Nobel hem de Oscar kazanan ilk ve tek insan olmanın yanı sıra kadınların baştan çıkarmak için yarıştığı bir erkek. Aynı zamanda da aseksüellik ile zamparalık arasında gidip gelen bir hayat. Sizce de ilginç bir bileşim değil mi?

Her yapıtını tek tek bilmeseniz bile Churchill ile arasında geçen diyaloğu duymamış olmanız imkansız. Churchill’e ‘o’ davetiyeyi gönderen insan yine o. ‘O’ oyun da Pygmalion, evet.

Bernard Shaw, Pygmalion oyununun galası için Churchill ‘e bir davetiye gönderir ve klasik İrlandalı alaycılığı ile şu notu ekler:

“Davetiye iki kişiliktir. Bir dostunuzu da getirin; eğer varsa.”
Churchill bunun üzerine yıldızının hiç barışmadığı ama görüşmekten de kendini alıkoyamadığı bu Irlandalı dahiye şu notu gönderir:

“Galaya değil ama ikinci oyuna gelirim; eğer sahnelenirse”

Bir başka ünlü hikaye daha var Shaw’a ait. Zamanın en güzel kadınlarından biri, Shaw’a bir mektup yollar ve mektupta:“Sayın Shaw, siz dünyanın en zeki adamısınız, ben de en güzel kadınıyım. Yapacağımız evlilikten doğan çocuklar hem güzel hem de zeki olurlar.” diyerek evlenme teklif eder. Ve Shaw da ona cevabı şöyle verir: “Ya çocuklar güzelliğini benden, zekasını sizden alırsa?”

Bu iki hikayeyi de daha önce binlerce kez duyduğunuzdan eminim. “Dünyada barışı sağlamak isterseniz; politikacıları öldürün yeter, halklar anlaşır.” ve “Tecrübelerimizle biliyoruz ki kimse tecrübelerinden ders almıyor.” sözleri, Shaw’un binlerce ünlü sözü arasından iki tanesi sadece.

Zekası ile hayran bırakan bu adam, sıradışı zekasına yakışır sıradışı bir yaşamın da sahibi. Kadın hakları savunucusu ve sosyalist olarak bilinen Bernard Shaw, sıkı bir vejeteryan ve İslamiyet sempetizanı. Shaw, hem Nobel hem de Oscar kazanan ilk ve tek insan. Başarılı ve zeki bir erkeğin karizmasına delici mavi gözler de eklenince kadınların baştan çıkarmak için yarıştığı bir erkek… Aynı zamanda da aseksüellik ile zamparalık arasında gidip gelen bir hayat.
Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, 60’tan fazla oyuna imza attı. Hem 1925′te Nobel Edebiyat Ödülü’nü hem de 1938′de Pygmalion için Oscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan oldu. 20. yüzyılın Shakespeare’i olarak anılan Shaw, vejetaryen olmasının yanında içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmış. 94 yaşına kadar yaşamasını da belki bu sağlıklı yaşam tarzına borçludur.

Araya bir not sıkıştırmakta fayda var. Bu yazının kaleme alınma sebebi, Shaw’un her biyografisinde alt alta sıralanan başarılı yapıtları, oyunları ve romanları değil. Yarattığı ünlü eserleri internetteki herhangi bir kaynaktan rahatlıkla bulabilirsiniz. Bu yazının kaleme alınma sebebi bu dahinin insani, yani özel hayatı.
Yazdığı ilk 5 roman başarısız.

Söylediği ünlü sözlere ya da hayata bakış açısına baktığınız zaman tipik bir Aslan burcu diyor insan. 26 Temmuz 1856’da Dublin – İrlanda’da doğan George Bernard Shaw, aslında – artık alıştığımız – klasik bir ‘dahi’ geçmişine sahip. Fakir bir aile, alkolik bir baba ve 15 yaşındayken terk edilen okul hayatı… Hemen hemen her dahi gibi Shaw da okul hayatını gereksiz görenlerden. 3 kardeşin arasında tek erkek çocuk. Belki de sıkı bir kadın hakları savunucusu olması buradan geliyor. Çocukluk yıllarının büyük bölümünü anne ve babasının şiddetli kavgalarına tanıklık ederek geçiriyor Shaw. Bunun sonucunda annesi başka bir adamla birlikte Londra’ya gidiyor.

Shaw babası ile kalıyor ve babası tarafından okula gitmesi için zorlanıyor ama en nihayetinde de okulu bırakıp bir emlakçının yanında çalışmaya başlıyor. 1876 yılında ise kız kardeşlerinden biri hayatını kaybedince Shaw Londra’ya annesinin yanına gitmek zorunda kalıyor. Burada yarım kalan eğitimini British Museum’ın kütüphanesinden yararlanarak kendi çabasıyla tamamlamaya çalışıyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi hem Nobel’i hem de Oscar’ı kazanmış ilk ve tek insan olan Shaw’un bu dönemde yazdığı 5 roman başarısız oluyor. Hemen hatırlayalım; “Başarısızlık, başarının anahtarıdır.” sözünün sahibi de kendisi.


Kadınlar ve Bernard Shaw

Bernard Shaw, kadın hakları savunucusu kimliği ile oldukça ön plana çıksa da kadınlarla ilgili ilginç anıları da var. Gerek siyasi görüşlerinde gerekse özel hayatında tipik İrlandalı duruşundan pek vazgeçmemiş. Zeki, kibirli, alaycı ve hazır cevap. Hatta bir kadınla arasında geçen diyalog da en az sözleri kadar ün kazanmış:

Shaw: Bin sterline benimle yatar mısınız?
Bayan: Önerinizi düşüneceğim.
Shaw: Bir sterline benimle yatar mısınız?
Bayan: Siz beni ne sanıyorsunuz?
Shaw: Madam, sizin ne olduğunuzu saptamış bulunuyoruz. İş pazarlığa kaldı.

Bir ‘kadın hakları savunucusu’na göre ilginç bir diyalog.

Mavi gözleri ile birçok kadının aşık olduğu ve baştan çıkarmak için uğraştığı bu adam, kadınlara düşkünlüğü ile de biliniyor diyeceğiz ama bu konuda antitezler de mevcut. 1880’lerde siyasetle ilgilenmeye başlayan Shaw, değişimin ve reformun gerekliliğine inanarak sosyalist oluyor. Bu düşüncelerin geniş kitlelere ulaşmasını ve daha iyi anlaşılmasını sağlamaya çalışan Fabian Derneği’ne katılıyor. Shaw’un Fabian Cemiyet’inde tanışıp daha sonra yakın dost olduğu, İngiliz sosyalizminin ünlü isimlerinden Beatrice Webb onun için “doğuştan zampara” tabirini kullanmaktan çekinmemiş mesela. “Çok iyi bir dost. Birçok kadının hayran olduğu bir erkekti. Doğuştan zampara bir kişiliği vardı. Mavi gözleri ile kadınları kolay etkilerdi. Her şeyin ötesinde etkileyici konuşan, ağzı iyi laf yapan, son derece keyifli bir sohbet arkadaşıdır.”

Edith Nesbit: “Hayatımda gördüğüm, en cüretkârca kur yapan erkek.  Ve kesinlikle güvenilmez…”

“Demiryolu Çocukları” kitabının ünlü yazarı Edith Nesbit de Bernard Shaw’u baştan çıkarmak için uğraşan kadınlardan sadece biri. Nesbit, bir arkadaşına Shaw’u anlatırken şu ifadeleri kullanmış: “Bazen rahatsız edici olsa da asla karşı konulamaz olan İrlanda alaycılığına ve espri anlayışına sahip. Zeki bir yazar ve konuşmacı.  Hayatımda gördüğüm en cüretkârca kur yapan/iltifat eden erkek. Kesinlikle güvenilmez. Duyduğu her şeyi tekrar eder. Hem de sadece kendi anladığı şekilde; yalan yanlış ve yarım. Ölü kadar beyaz bir teni var.  Nahoş bir his uyandıran dağınık sakalı… Yine de hayatımda tanıdığım en etkileyici ve karşı konulması zor erkek…” Gelmiş geçmiş en dahi yazarlardan biri olan George Bernard Shaw, komik ve rahatsız edici olmayı aynı anda başarmış.

Shaw’un zamparalığı ya da başka bir deyişle ‘kadınlarla olan ilişkisi’ ile ilgili değişik kaynaklarda değişik ifadeler var. Bir kaynakta Shaw’un özellikle evli kadınlarla yaptığı sayısız kaçamaktan bahsedilirken, başka bir kaynakta Shaw’un çok az sayıda seksüel ilişki yaşadığı yazıyor.

Şöyle ki; Frank Harris Shaw’un biyografisini ilk yazmak istediğinde (1928), Shaw buna şiddetle karşı çıkıyor. Fakat daha sonra kabul ediyor ve Beatrice’in de dediği gibi doğuştan zampara olduğunu söylüyor. Bazı kaynaklar bunun Shaw’un neden az sayıda seksüel ilişki yaşadığını açıklama çabası olarak değerlendiriyor. “Eğer cinsel gücüm, şehvetim ya da iktidarsız olup olmadığım hakkında aklında en ufak bir soru işareti varsa bunu hemen yok et. Ben iktidarsız ya da homoseksüel değilim. Karmaşık bir adam hiç değilim. Hassas biriyim diyebiliriz.”

“Aşık olma. Benim veya herhangi birinin olma; kendinin ol.”

1896 Ocak ayında Beatrice Webb; arkadaşları Shaw ve Charlotte Payne-Townshend’i evlerine yemeğe çağırdığında Shaw, Charlotte’tan çok hoşlanıyor. Hatta arkadaşı Janet Achurch’a şu şekilde anlatıyor: “Saat 10’da yatmaktansa dışarı çıkıyor, ağaçların arasında bir süre dolaşıyoruz. O da İrlandalı olduğu için ilgisiz İngiliz kadınlarının aksine sanatıma tahammül edebiliyor. Yine de bisiklet tamir ederken, felsefe ya da din hakkında konusurken veya ayıp espriler yaparken daha iyi geçiniyoruz.”

Londra’ya döndüklerinde Charlotte Shaw’a sevgi dolu bir mektup yazıyor. Shaw’ın cevabı ise pek de coşkulu bir aşık gibi değil: “Aşık olma. Benim veya herhangi birinin olma; kendinin ol. Bensiz yapamadığın anda kaybolursun. Korkma; birbirimizi istiyorsak bunu öğreniriz. Tek bildiğim, sonbaharı benim için çok mutlu bir hale getirdin ve bu yüzden seni hep seveceğim.”

Bir sosyalistin hizmetçi dolu evi…


Beatrice Webb günlüğünde Charlotte Payne-Townshend’in George Bernard Shaw’a çok fena aşık olduğunu ama onun aynı şeyleri hissettiğine inanmadığını yazmış. 1897 Temmuz ayında Charlotte, Shaw’a evlenme teklif ediyor. Shaw bu teklifi reddediyor çünkü kendisi fakir ve Charlotte ise zengin olduğu için insanlar onu bir ‘hazine avcısı’ olarak görsün istemiyor. Nisan 1898 yılında Shaw kaza geçiriyor. Charlotte haberi duyar duymaz gelip onu evinde ziyarete ediyor. Ardından (aynı yıl) Shaw ve Charlotte evleniyor. 45 yıl evli kalan çiftin çocukları olmamış. Wikipedia’daki bilgiye göre karı koca çok fazla cinsellik içermeyen bir evlilik sürmüş. Değişik kaynaklardaki ortak görüş, evliliklerinin hiçbir zaman dört dörtlük olmaması.

Sosyalist olan Shaw’un evinde hizmetçiler bulunması, fikirleriyle çelişiyor gibi görünse de hiçbir zaman evin içindeki zillere basmayıp, bir isteği olduğunda en alt kattaki mutfağa inip kendisi söylemesi bir tutarlılık olarak görülebilir. Shaw ile ilgili bir başka enteresan rivayet de kendisine ‘Sir’ ünvanı vermek isteyen Kraliçe’yi, ‘George Bernard Shaw olmak benim için yeterli bir onurdur.’ cevabını vererek reddetmiş olması.
“Benim çapımda bir beyin besinini ineklerden almaz. Vejetaryendir.” diyen Shaw, sözlerinden de anlaşılacağı gibi sıkı bir vejetaryen. “İnsan, bir aslanı öldürmek istediği zaman ona spor der. Bir aslan onu öldürmek istediğinde ise buna vahşet der.” sözü de yine kendisine aittir. Vejetaryenliğinin yanı sıra İslamiyet sempatizanı olarak da bilinir. Kaynaklara göre Shaw, “Dünya için bir tek din seçmek gerekirse, bu muhakkak İslam dini olacaktır.” demiş.

“İslamiyete başından beri hürmet ederim”

“Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, Müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.”

İslamiyete duyduğu yakınlığını saklamayan Bernard Shaw, ölümünden bir süre önce bir dünya seyahatine çıkmış. Bombay’dan geçerken “The Light” Gazetesi İslamiyetle ilgili düşüncelerini kendisinden öğrenmek üzere bir röportaj talep etti. Shaw röportajda, Hz. Muhammed’in dinine karşı başından beri yüksek bir hürmet beslediğini belirtiyor. “Bana öyle geliyor ki, daima değişmekte olan hayatın değişik safhalarında ve her devre uyacak bir görüntüsü olan yegâne dindir. Ortaçağda kilise, tabilerine, taassup veya cehalet yüzünden İslâmiyeti karanlık renklerle tasvir etmişti. Hz. Muhammed’in, bu harikulâde adamın hayatını inceledim. O İsa aleyhtarı değil, bütün insanlığın kurtarıcısı olarak bilinmelidir. Sorunuzdaki “İslâmlaşmak” tabiriyle ne demek istediğimi izah etmiş olduğum kanaatindeyim.”

“Müşkülün müşkül üstüne, problemin problem üzerine yığıldığı günümüzde, bütün problemleri bir kahve içme rahatlığında çözen Hz. Muhammed’e, beşeriyetin çok ihtiyacı vardır.” sözü de yine Bernard Shaw’a aittir.

Hayatı boyunca içki ve alkol kullanmayan, sıkı bir vejetaryen olan Shaw, 1950′de ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucu ölmüş. İsteği üzerine yakılmış ve külleri Charlotte Payne-Townshend’in külleri ile karıştırılmış. Ardında birçok değerli eser ve hâlâ daha kullandığımız, birçok fikri ve hissi bir cümlede anlatmamızı sağlayan ünlü sözlerini bırakmış.

Tarihten hiçbir şey öğrenilemeyeceğini, tarihten öğreniriz.

Hukukumuzu yargıçlara, dinimizi rahiplere bırakırsanız kısa sürede hem hukuksuz, hem de dinsiz kalırsınız.

Hatalarla dolu bir hayat, bomboş geçirilmiş bir hayattan çok daha faydalı ve onurludur.

Hareket halindeki cehaletten daha korkunç bir şey yoktur.

Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken, bir başkasının yapamadığını görüp dilini tutmak imkansızdır!

Eğer 20 yaşinda iseniz ve komünist değilseniz kalbiniz yok demektir. 40 yaşında hala devrimci iseniz kafanız yok demektir.

Dertli olmanın sırrı, dertli olup olmadığımızı düşünecek kadar boş vakte sahip olmamızdır.

Bir insanın zekası, bilgisine göre değil, bilgi edinme kabiliyetine göre ölçülür.

İnsan hayatında iki feci olay vardır: Biri insanın çok istediği şeyi elde edememesi, diğeri de etmesidir.

Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, Müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.

İnsanlar başlarına gelenler için hep içinde bulundukları durumu suçlarlar. Ben durumlara inanmam. Bu dünyada başarılı olan insanlar istedikleri durumları arayan ve bulamadıkları zaman onları yaratanlardır.

Bir erkek veya kadının ne şekilde yetiştiğini bir kavgadaki hareketlerinden anlayabilirsiniz.

Para açlığı giderir, mutsuzluğu değil; yemek mideyi doyurur, ruhu değil.

Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa bilin ki, o yol sizi bir yere ulaştırmaz.

Dünyada barışı sağlamak isterseniz politikacıları öldürün yeter, halklar anlaşır.

Attığınız tokada karşılık vermeyen kişiden sakının. O hem sizi bağışlamaz hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz.

Evlilik, pencere kapalıyken asla uyuyamayan bir erkekle, pencere açıkken asla uyuyamayan bir kadın arasındaki ittifaktır.

Dürüst insan her zaman gerçeği söyler, akıllı ise yalnız zamanında.

Bazen rahatsız edici olsa da asla karşı konulamaz olan İrlanda alaycılığına ve espri anlayışına sahip. Zeki bir yazar ve konuşmacı. Hayatımda gördüğüm, en cüretkarca kur yapan/iltifat eden erkek. Kesinlikle güvenilmez. Duyduğu herşeyi tekrar eder. Hem de sadece kendi anladığı şekilde; yalan yanlış ve yarım.

Sosyalist olan Shaw’un evinde hizmetçiler bulunması, fikirleriyle çelişiyor gibi görünse de hiçbir zaman evin içindeki zillere basmayıp, bir isteği olduğunda en alt kattaki mutfağa inip kendisi söylemesi bir tutarlılık olarak görülebilir.
Bernard Shaw ile ilgili bir başka enteresan rivayet de kendisine ‘Sir’ ünvanı vermek isteyen kraliçeyi, ‘George Bernard Shaw olmak benim için yeterli bir onurdur.’ cevabını vererek reddetmiş olması.

Hz. Muhammed’in, bu harikulâde adamın hayatını inceledim. O İsa aleyhtarı değil, bütün insanlığın kurtarıcısı olarak bilinmelidir. Bana öyle geliyor ki, daima değişmekte olan hayatın değişik safhalarında ve her devre uyacak bir görüntüsü olan yegâne dindir.

“Benim şaka tarzım doğruyu söylemektir. Doğru, dünyadaki en komik şakadır”

Shaw, 1885’ten sonra birçok gazete ile dergiye kitap, resim, müzik ve tiyatro eleştirileri yazmaya başladı. Çeşitli konularda çok net ve açık düşünceler üretebilme yeteneği olan Shaw, başka insanların da olayları aynı biçimde gösterebilmesini sağlamaya çalıştı. Bunu yapabilmenin en iyi yolunun oyun yazarlığı olduğu düşüncesiyle komediler yazmaya başladı. İlk oyun 1882′de sahnelendi. Toplumsal içerikli ve insanların gerçekleri açıkça görebilmesini sağlayacak oyunlar yazan Shaw, bunları ağır bir dille değil, eğlenceli komediler biçiminde sundu. Shaw, oyunlarında bir öykü anlatmanın yanı sıra, kendi görüşlerini de kanıtlamayı amaçladı. Bu görüşler insanların inançlarını altüst ediyor, rahatsız ve tedirgin olmalarına yol açıyordu.

Eserlerinin birçoğu İngiltere’nin yanı sıra Avrupa ve Amerika sahnelerinde de büyük başarılar elde etti. Türkçe’ye de çevrilen önemli yapıtları arasında; Silahlar ve Kahraman, Kandida, Hiç Belli Olmaz, Caesar’la Kleopatra, İnsan, Üstün İnsan ve Bir Kadın Yarattım sayılabilir. Shaw’un, daha sonra özgün adıyla da Türkçe’ye çevrilen Bir Kadın Yarattım adlı komedisi 1938′de sinemaya uyarlandı ve Shaw bu filmle senaryo dalında Oscar kazandı. Oyun 1964′te My Fain Lady adıyla müzikal olarak yeniden filme çekildi. Ülkemizde de Benim Tatlı Meleğim adıyla gösterildi.