Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Gücün Yolculuğu

0
Eklenme Tarihi: August 9, 2012 TUTKU
2010-bmw-6-2-kapi

İnsanoğlu olarak durağan varlıklar değiliz. Hani bir yere yerleşip de kök salma arzusu yok değil ama yayılma arzusu da bir o kadar güçlü bunun yanında. İlerlemek,  hakim olmak ve bilinmeyeni bilinir kılmak… Uzun mesafeleri kat etmeyi gerektiren bu zorlu yolculukta insanın hep bir yoldaşa ihtiyacı olmuştur; uzağı yakın, zoru zevkli hale getirmek için. Modern dünyanın savaşçıları günümüzde otomobillerine tutkuyla bağlılar. Ve bazıları içinse bu tutkunun adı BMW… Gücü, hazzı ve mükemmeliyeti simgeleyen marka, Mini ve Rolls-Royce ile beraber otomobil, motosiklet ve motor imalatı yapan büyük bir grubu temsil ediyor.

Bayerische Motorenwerke 1929 yılında Berlin’de gerçekleşen 3/15 modelinin tanıtımıyla otomobil piyasasına girmiş olsa da, markanın geçmişi bundan biraz daha öncesine dayanıyor. BMW ya da ilk adıyla Bayerische Flugzeugwerke uçak mühendisleri Karl Rapp ve Gustav Otto tarafından bir uçak ve uçak motoru fabrikası olarak 1916′da kuruldu. 1. Dünya Savaşı sonrasından yapılan Versailles Antlaşması uyarınca Almanya’da uçak yapımı yasaklanınca, firma bunun üzerine 1923 yılında motosiklet motoru ve devamında motosiklet yapımına başladı. Yaptıkları motosikletler (flat-twin R32) o kadar başarılı oldu ki, BMW otomobil piyasasına girmeye karar verdi ve bu karara istinaden 1 Ekim 1928 yılında Dusseldorf Grubu’ndan Dixi marka arabaların üretimini gerçekleştiren Eisenach’taki fabrikaların alınması ile operasyona başladı.

Aynı yıl şirket, ilk arabasını üretti: BMW Dixi 3/15… 734 cc’lik 4 silindirli arabanın motoru, 15 beygir gücündeydi ve şehir içinde 80km/sa hıza kadar çıkabiliyordu. İlk yılında araba 5368 adet sattı. Fiyatı 2000 Reichsmark’tı ve istenirse ödeme taksitler halinde yapılabiliyordu.

1930′lu yılların başına gelindiğinde piyasa koşullarının değişmesiyle BMW’nin satışlarında düşüş yaşandı: Hitler’in toplu araba üretimine yönelik politikasını izleyen rakip şirketler, 1000 Reichsmark’a otomobil satıyorlardı. BMW ise az sayıda fakat üst düzey müşterilere yönelik arabalar üreterek kar payını yükseltmek hedefindeydi. 1933 yılında üretilen 303 modeli, biraz da bu hedefin bir sonucudur: 1173cc’lik 6 silindirli motoru ve ilk defa bu modelde kullanılan özgün böbrek şekilli radyatör ızgarası ile BMW günümüze göz kırpıyordu.

Aynı dönemde meydana gelen bir başka öne çıkan gelişme de BMW 328 modelinin piyasaya sürülmesidir. 1999′da Yüzyılın Arabası ödülüne aday gösterilen otomobil, art arda kazandığı yarışlarla araba yarışı tarihinde bir efsane haline gelmişti, 2lt’lik motor sınıfında rakipsizdi. 1938 ile 1940 Mille Miglia, 1939 Le Mans, Nurburgring Eifel ve Brescia 1000 mil, 328′in kazandığı bazı yarışlar arasındadır.

2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle 1940’ların başlarında BMW üretim politikasını değiştirmek zorunda kaldı. Savaş döneminde toplu araba üretimini durdurup,  daha çok uçak motoru üretimine ağırlık verdi. 1943 yılında ürettiği 109-003 jet motoru, dünyada seri olarak imal edilen ilk jet motorlarından biriydi. Buna rağmen savaşın sonuçları, tüm dünya için olduğu gibi BMW için de çok ağır oldu: Eisenach, Dürrerhof, Basdorf ve Zühlsdorf ‘taki işyerleri kaybedilmiş, Münih’teki fabrika ise boşaltılmıştı. Firmanın, uçak ve jet motoru imalatçısı olması nedeniyle savaş sonrası 3 yıl boyunca üretim yapması yasaklandı. 1945 yılı biterken, BMW’nin 20 Milyon Mark borcu vardı; şirket Amerikan askeri otomobillerini tamir edip zirai araçlar için yedek parçalar üreterek hayatta kalmaya çalışıyordu. O dönem imal edilen diğer ürünler arasında bisiklet, tava, tencere ve bahçıvan kürekleri bulunmaktadır. 1948 yılında, BMW 501′in piyasaya sürülmesiyle firma otomobil sektörüne geri döndü.

Ancak eski parlak çizgisini yakalaması kolay olmadı. 1959 yılında, geçirdiği büyük bir finansal kriz sebebiyle şirketin Daimler-Benz ile birleşmesi gündeme geldi. Son dakikada dönemin yönetim kurulu başkanı Kurt Golda’un, çoğunluk hisse sahibi olan Herbert Quandt’ı razı etmesiyle, satıştan vazgeçildi ve BMW yoluna devam etti. Bu dönemin devamında satışa sunulan BMW 700, BMW 1500 ve BMW 2500 gibi modeller markanın toparlanmasında büyük rol oynadıysa da, asıl yükseliş dönemi 1970 yılında, efsanevi CEO Eberhard von Kuenheim’in göreve atanmasıyla başladı. Kuenheim’ın liderliğinde şirket “küçük, odaksız bir otomobil ve motosiklet üreticisinden, dünya çapında bir lüks ikonuna” dönüştü. 1993 yılında görevden çekildiğinde 1970′lerde 23.000 olan çalışan sayısı 71.000′e ulaşmış; şirketin cirosu 18 misline çıkarken, araba üretimi de 4 kat artmıştı.

1990’lı yıllar aynı zamanda BMW için büyük çaplı şirket alımlarının ve ortaklıklarının da dönemi oldu. Bu çerçevede firmanın ilk icraatı Rolls-Royce’un havacılık birimiyle kurduğu ortaklıktı. İlerleyen yıllarda, Rover Grubu’nu alıp Mini ile -2000 yılında bir başka otomobil üreticisine sattığı- Rover ve Range Rover markalarını da bünyesine katarak bugünkü şirket yapısına ulaştı.

Bu güçlü firmanın arkasında son derece oturmuş bir marka kimliği var aynı zamanda. Her ne kadar bir malın satılmasında; ürünün kalitesi son derece önemli olsa da, o ürünün çağrıştırdığı duygular ve ona yüklenen kimlik de eş değer derecede belirleyicidir. Dünyanın en ünlü sembollerinden biri olan BMW logosunu gördüğünüzde düşünürsünüz: Bu otomobil en iyi tasarımı, teknolojiyi ve mühendisliği sunacaktır. Bir BMW asla sıkıcı değildir, tam tersine sürüş keyfini en üst düzeye çıkarmak için tasarlanmıştır.

Aslında maddenin değil de, onun yarattığı heyecanın peşinden koşarız. Önemli olan gidilecek yere varmak değildir çoğu kez, yolculuğunun kendisidir.  O yüzden değil midir ki bir BMW satın aldığınızda, sadece bir araba satın almazsınız; onun getirdiği güç ve deneyimi satın alırsınız. Reklamda da dediği gibi: “Biz spor arabalar üretmeyiz. Biz S.U.V.’ler üretmeyiz. Biz hibritler ve lüks sedanlar üretmeyiz. Biz sadece tek bir şeyi üretiriz: Nihai sürüş makinasını”

 

BMW Logosu

BMW’nin logosu bugün dünyada bilinirliği en yüksek olan logolardan biri… Sembolü gören hemen herkes hangi markaya ait olduğunu ve hangi değerleri temsil ettiğini biliyor. Simge 5 Ekim 1917′de BMW’nin İmparatorluk Ticari Marka Sicili’ ne kaydedilmesiyle resmi olarak kullanıma girdi. Bununla birlikte o günlerden bugüne logonun dizaynının ne anlama geldiği konusunda fikir birliği mevcut değil. Görüşlerden biri, tasarımda dönen uçak pervanesinden ilham alındığını savunurken, diğer görüş eyalet bayrağından esinlenildiğini iddia ediyor.

İlk düşünceye göre logo, uçak pervanesinin beyaz-gümüş renkli bıçakları ile bu bıçaklar arasından görünen mavi gökyüzünü temsil etmekte. Buradan hareketle sembol dizaynının bir motor testi esnasından ortaya çıktığı da ayrıca söyleniyor. Yine de bu teori pek gerçekçi değil; zira BMW ilk uçak motoru testini 1918′de, yani logonun tasdiklenmesinden tam 1 yıl sonra yapmıştı. İkinci görüş ise logonun Bavarya bayrağının renkleri temel alınarak tasarlandığını öne sürüyor.  Bu iddiaya göre o yıllarda kanunen ülke bayrağının simge olarak kullanılması yasak olduğundan, küçük bir değişiklikler yaparak BMW kendisi için uyarlamış.

Hangi anlama geliyor olursa olsun, BMW logosu her zaman markayı destekleyen en önemli değerlerden biri oldu. Yıllar içinde ürün tasarımcılarının ve pazarlama çalışanlarının inisiyatifiyle üzerinde küçük değişiklikler yapılmış olsa da, dizayn günümüze pek de değişmeden gelmeyi başarmıştır. Logonun şu anda kullanılan versiyonu, 1997 yılında dizayn edilen üç boyutlu tasarımdır.

BMW modellerinden seçmeler…

 

2000 tii

1972 ile 1974 arasında üretilen bu seri;  kompakt spor sedan kategorisini yaratan ve BMW tarihinde oldukça önemli bir yeri olan 2002 ailesinin sınırlı sayıda imal edilmiş yüksek performanslı alt grubu… 2. Dünya Savaşı’ndan sonra hala ekonomik sorunlarla boğuşan şirketin, toparlanmasında 1966 yılında piyasaya sürülen BMW 2002’nin çok büyük katkıları olmuştu. Selefinden geniş tekerlekleri ve değişik ön freni ile ayrılan 2002 tii ise sürüş keyfini bir üst noktaya taşıdı. Standart 2002’lere göre daha üstün bir donanıma sahip olan bu modeller, 130 beygir gücündeki motorlarıyla saatte 190km/sa hıza kadar çıkabiliyordu.

M Serisi

M, markanın bir yan kuruluşu olan BMW M GmbH’in ürettiği yüksek performanslı spor otomobil ailesi… Firma V8 ve V10 gibi en güçlü motorlarını, pek çok BMW modelinin modifiye edilmiş sürümlerini bulmanın mümkün olduğu bu seri için üretiyor. 2012 İlkbaharı itibariyle standart modellerle, M Serisi arabaları arasında konumlandırılan yeni bir alt grup aileye katılacak. BMW M Performans Otomobilleri ismiyle tanıtılan bu yeni seri, markanın resmi açıklamasına göre, “özellikle sportif bir sürüş deneyimi arzu eden ancak bir yandan da BMW modellerinin bilindik konforundan ve kullanışlılığından vazgeçmek istemeyen sürücüler için” tasarlanmış.

6 Serisi

BMW 6, ağırlıklı olarak markanın lüks coupé modellerinden oluşuyor. İlk olarak, 1976 yılında E24′le piyasaya sürülen serinin imalatına, 1989 yılından itibaren tam 14 yıl süren uzun bir ara verildi. 2003 yılında ikinci jenerasyon coupé ve convertible modelleri ile BMW tutkunlarıyla yeniden buluşan 6 ailesinin, 2011 yılında üretilen üçüncü bir sürümü de bulunuyor. İletilen notlara göre, bu yeni sürümde, öncekilerden farklı olarak çok katmanlı kumaş tavan tercih edilmesiyle, otomobillerde 50kg’a yakın bir hafifleme elde edilmiş. Seri, 2012 Cenevre Motor Show’da tanıtılan gran coupé’la birlikte son şeklini almış durumda…

7 Serisi

BMW’nin amiral gemisi olarak değerlendirilen bu seri, ilk kez 1977 yılında lüks arabalar kategorisinde piyasaya sürüldü. Marka, yeni teknolojik donanımları ve dış tasarım unsurlarını önce bu otomobillerde kullanmakta, daha sonra ise diğer modellerde uygulamaya geçmektedir. Aynı zamanda, M Serisi arabalara uyarlanmak üzere modifiye edilmeyen tek BMW serisi de 7 ailesi… Şimdiye kadar beş farklı jenerasyonu üretilen araç; gece görüş ve yandan görünüm kameraları ve üstün konfor sağlayan iç kabini ile her ayrıntıda lüksü vurgularken, bu nitelikleriyle varlıklı otomobil alıcılarının gözdesi olmaya devam ediyor.

8 Serisi

İlk olarak 1989 yılında Frankfurt Motor Show’da tanıtılan 8 ailesi; iki kapılı 2+2 coupé model arabalardan oluşmakta… V8, V12 gibi güçlü motorlarının kullanıldığı serinin, her ne kadar o dönemde üretimine ara verilen BMW 6′nın halefi olarak piyasaya çıkarıldığı düşünülse de bu varsayım pek de doğru değildir. Farklı bir segmenti hedefleyen BMW 8 otomobilleri, yüksek performans için tasarlanmışlardı ve satış fiyatları da 6 Serisi’nden daha yüksekti. Körfez Savaşı’nın yarattığı ekonomik durgunluk yüzünden önce 1990 yılında Amerika, 1999′da ise Avrupa pazarından çekilen model, günümüzde üretilmemektedir.

Z Serisi

Geleneksel olarak roadster otomobillerden oluşan bu serinin, piyasadaki yerini aldığı 1989 yılından bu yana imal edilen dört farklı jenerasyonunda roadster, coupé, süper araba ve konsept araba olmak üzere pek çok farklı model bulunuyor. Z1 ve Z3 alt başlıkları altında farklı otomobillerin sunulduğu Z ailesi, şu anda yoluna Z4 ile devam etmekte. 2009’dan beri piyasada olan yeni nesil Z4, katlanabilen açılır tavanı ile serinin coupé-convertible kategorisindeki modellerinden…