Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Hublot: Sıradan malzemeden eşsiz bir ruh yarattı

0
Eklenme Tarihi: May 7, 2013 TUTKU
38069

 Ne altın, ne pırlanta, ne de timsah derisi… Hublot saatleri farklı  materyallerle özgün saatler yaratarak yepyeni bir marka ruhunun doğmasının hikayesi… Kauçuk kayış ve metal kombinasyonu önce saat endüstrisinde bir şaşkınlık yarattı, ama asıl şaşkınlık bu materyallerden oluşan saatlerin topladığı büyük beğeni oldu! Bu hikayeyi baştan sona yazan ise firmanın kurucusu Carlo Croco’ydu.

 

 Altın ve seramik, tantal ve pembe altın ve hatta magnezyum ve titanyum gibi birbirleriyle alakasız gibi görünen malzemelerle, İsviçre saat geleneği ve 21’inci yüzyıl saat sanatı harmanlanarak üretilen saatlerden oluşan ‘Fusion’ konsepti Hublot’nun tarihinde bir dönüm noktası… Bu koleksiyonun yıldızı ise ‘Big Bang’… Fusion koleksiyonu öylesine beğeni topladı ki. Hublot’nun sbatışlarını bir anda üçe katladı.

Metal ve kauçuğun eşsiz uyumu, uzun yıllardır otomotiv endüstrisinde kullanılıyordu ancak Hublot’nun 1980 yılındaki kuruluşuna kadar hiçbir saat üreticisi bu iki materyali tasarımlarında kullanmayı düşünmediler.  Son derece genç bir marka olan Hublot, asırlık geçmişe sahip İsviçreli devlerle rekabet içerisinde… Buna rağmen kuruluşundan kısa bir süre sonra özellikle Avrupa’da kendisine saygın bir yer edinmeyi başardı. Hublot’nun kurucusu Carlo Croco’nun vizyonuyla yakaladığı hızlı yükseliş, çok az firmanın yakalayabileceği bir başarıdır.

KAUÇUK KAYIŞLA ŞAŞIRTTI
1976 yılında kendi saatlerini üretmek için Binda Group’tan ayrılan Crocco’nun, İsviçre’de hayata geçen hayalleri, saat piyasasında yeri doldurulamayacak, özel bir isme dönüştü. Hublot’nun kurulduğu yıllarda, kauçuk kaliteli saatlerde hiç kullanılmayan bir malzemeydi. Özellikle altın bir saatle oldukça uyumsuz bir görüntü sergilediği düşünülüyordu. Ancak dana ya da timsah derisi saat tutkunlarınca daha çok tercih edilseler de Croco’nun istediği temiz çizgilere sahip değillerdi. Croco’nun önceleri yadırganan kauçuk kayış tercihi, 90’lı yılların ortalarından itibaren birçok önemli saat üreticisinin ilgisini çekmeye başladı. Bu, Hublot tasarımlarında kullanılan malzeme seçiminin doğruluğunu kanıtlarken, zamanında hak ettiği ilgiyi göremeyen bazı Hublot’ların da klasik statüsüne yükselmesini sağladı. Hublot için hiçbir zaman bir moda malzemesi olarak görülmeyen kauçuk, İsviçreli saat üreticisinin felsefesini, yaşam tarzını ve marka imajını yansıtıyordu.
Mayıs 2004’te şirketin azınlık hissedarı ve yönetim kurulu üyesi Jean-Claude Biver, CEO olarak göreve başladı. 1949 yılında Lüexburg’da doğan Biver, henüz 10 yaşındayken saat üretiminin doğum yeri olan İsviçre’nin Le Brassus şehrine taşındı. Yıllarca daha sonraları Blancpain’in merkez binası olacak olan bir çiftliğin yanında yaşayan Biver, Audemars Piguet ve Omega gibi önemli şirketlerde çalıştıktan sonra yakın arkadaşı Jacques Piguet’nin sahibi olduğu Blancpain’e ortak oldu. İşleri istediği gibi gitmeyen iki ortak 1992 yılında şirketi Nicolas Hayek ve Swatch Group’a satarken Jean-Claude Biver genel müdürlük görevini aynı şirkette 2003 yılına kadar sürdürdü.

FUSION KONSEPTİ SATIŞLARI ÜÇE KATLADI
İsviçre saat üretimine önemli katkıları olan Biver’in şirketin gelişimi için olağanüstü planları vardı. Hublot, yeni CEO’sunun yönetiminde köklerine geri dönerek, gerçek DNA’sını yeniden keşfetti. Altın ve seramik, tantal ve pembe altın ve hatta magnezyum ve titanyum gibi birbirleriyle alakasız gibi görünen malzemelerle, İsviçre saat geleneği ve 21’inci yüzyıl saat sanatı harmanlanarak üretilen saatlerden oluşan ‘Fusion’ konsepti yeniden piyasaya sürüldü. Bir yıl içerisinde, Baselworld 2005’te sergilenecek yeni bir koleksiyon yaratıldı. Bu koleksiyonunda ‘Fusion’ konseptinin kusursuz bir örneği olan ‘Big Bang’ de bulunuyordu. Büyük ilgi gören koleksiyon sayesinde satışlar bir yıl içerisinde üçe katlandı.

FARKLI MALZEMELERE
MARKA RUHUNU İŞLİYOR
Sadece 70 kişinin çalıştığı bir fabrikada, kusursuz tasarımlara imza atmayı başaran Hublot, saat dünyasının en son bağımsız aile şirketlerinden biri. Özgür yapısını kusursuz karakterinden alan şirket, dünya çapında 50 mağazaya sahip. En seçkin saat mağazalarında meraklılarını bekleyen, seramik, altın, titanyum ve kauçuk gibi malzemeleri eşsiz bir uyumla sunan Hublot tasarımları Hublot geleneğini ve karakterini korurken, geleceğin saat tasarımına ilham kaynağı olmaya devam ediyor.