Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Jehan Barbur ile Hayata Bakış

0
Eklenme Tarihi: November 9, 2012 SANAT
jehan barbur1

Jehan Barbur 

Bazı sanatçılar vardır ki popüler olanın getirecek olduğu rahatlığa pek de yüz vermezler. Onlar kendi kendilerine oluşturdukları sanatsal mecrada, sevdiklerinden güç alarak ve sevenlerine yaslanarak yürümeyi tercih ederler. Türkiye’de Jehan Barbur’da bu istisnai isimlerden bir tanesi. Onun şarkıları notalardan oluşmuş bir bağ gibi insanları birbirine bağlıyor. Ada Müzik’ten çıkan son albümü Sarı’da da; tıpkı eski albümleri ‘Uyan’ ve ‘Hayat’ taki gibi kimi zaman dingin kimi zaman içten ve neşeli şarkıları ile bize seslenen Jehan Barbur ile keyifli bir söyleşi yaptık.

 

Sevgili Jehan Barbur; bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Hikayenizin köşe taşları nelerdir? Müzik bu hikayenin neresindedir ve başka sanat dalları ile amatör de olsa uğraşıyor musunuz?

 

  • Hikayemin köşe taşları hayatım, eskim, çocukluğum, şimdim, dün ve bugünüm. Dinlediğim masallar, dostlarımın hikayeleri, yaşanmış her şey ve filmler. Ben sadece bu hikayelerimi müzikle anlatmayı seçmiş biriyim. En azından birincil mesleğim olarak. Meslek de demek yanlış olur belki, ben böyle yaşayabiliyorum. Ben içimdeki her şeye şarkılar yazmadan, yaşanmışlığın altını çizememiş sayıyorum. Kısacası eksik hissediyorum. Müzik dışında yazılar yazmaya gayret ediyorum. Hatta arada bir yazdığım yazıarı www.catidakicimenler.blogspot.com adresimden paylaşıyorum. onlar şarkıya dönüşememiş iç dökümleri.

2. Farklı kültürleri ve yaşam biçimlerini kendi hayat hikayesinde harmanlamış bir birey olarak, bu özelliğiniz sanatsal yönünüzü nasıl etkiliyor?  Bu sorudan hareketle şunu da sormalıyım: müziğin sınırları ve kültürel blokları bir tarafa koymamızı ve hayata daha özgürce bakabilmemizi sağlayan bir tarafı var mıdır?

  • Hayata özgürce bakabilmenin ifade olarak bir yolu sanat olsa da tek yolu bu değildir bence. Yani her sanatçı özgür değildir yahut her özgür hisseden sanatçı değildir. Temelde özgürlük, insanın bir gün bu diyardan göç edeceğini bilerek hayata, yaşamın başka bir yerinden tutunuş hikayesidir. Yani evrensel bir duygudur. Bunu seçmiş ve seçmemiş insanlar vardır.  Farklı kültürleri barındırıyor olmam bana özgü bir şey değil. Bu ülkede farklı renklerde yaşayan zaten nüfusun çoğunluğu, ve bu durum yaşadığımız toprakların neticesi, zenginliğinin bir ürünüdür. Ama sırf bu renklere haiziz diye de ağızlara bir parmak bal çalmak olmamalı niyet. Yani sanatın hangi yönüyle uğraşırsak uğraşalım, geldiğimiz yerleri, ve taşıdığımız kültürleri bilinçli olarak üretilerimizin içine giydirdiğimizde, ortaya çeken her neyse kanımca samimiyetten uzak durur. Kişi içindekini nedensiz sadece dinlemekle yükümlüdür. Böylelikle kendini kendi gibi konuşabilmiş olur ancak. Yahut izlediği, gördüğü her şeyi gerçek gözüyle anlatabilmiş olur.

 

3.Sevgili Jehan Barbur, Hayat ve Uyan albümlerinizden aşina olduğumuz müzik tarzınız Sarı albümünde de devam ediyor mu? Sarı’yı diğerlerinden ayrı ya da onlarla aynı minvalde kılan nedir?

  • Aradalarındaki zaman bile bir yerde birbirlerinden farklı duruyor olduklarının göstergesidir. Benim albümüm olmaları bilinen ve aşina olunulan beni illa ki yansıtıyordur. Farkı ise dinleyicilere bırakmak daha doğu olur. Bu bir gerileme yahut ilerleme ise eğer. Ben kendi açımdan en az bir adım dah ilerde bir şey ortaya çıkarabilmek niyetiyle bu albümleri yapıyorum. Aynıdanlıkları fazla ise bir hata yapmışım demekir.

4. Albümün kayıt aşaması nasıldı? Hem teknik anlamda hem de manevi olarak bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

  • Şarkılar yazıldıktan sonra onları sunum süreci başlıyor. Düzenlemeler, kayıtlar, mix, master, kartonet, fotoğraflar vs. Bu kısa bir süre içinde gerçekleşebilecek bir durum değil. En az bir yıllık bir süreç yani yazım aşamasından sonra. Gergin, keyifli ama telaşlı bir süreç. Bu çalışmaların her aşamasında ben elimden geldiğince var olmaya gayret ediyorum. Çok değerli müzisyen arkadaşlarımla beraber  şarkıların tuzuna, biberine beraberce karar veriyoruz.  Arada bir ortaya çıkan işe bir de dışardan bakabilmek, üretinin içinde boğulup şarkılara yabancılaşmamak için de bir adım geri atıp şarkılara biraz uzaktan da bakmak gerekiyor. Ama benim için en güzel süreç işte bu bir yıllık sunum aşaması

5. Albüme ismini vermiş olan Sarı adlı şarkınızın ortaya çıkma sürecini sizden dinlesek?

  • bir şiir, şarkı değil… albüme koymayı ilk etapta tasarlamamıştım. 2 yıl evvel bir gece bilgisayar başına oturup yazdığım bir iç hikayesi. Sonrasında da albümde yerini buluverdi, hatta ismi oldu.

6. Sahnedeki kişi olarak, en çok hangi konser ortamını seviyorsunuz?  Mesela sizin şarkılarınız beni alır ve Kaş’a, oranın sıcak ve samimi  ortamına götürür. Sizin şarkılarınızla dinleyenlerinizi götürmek istediğiniz bir yer var mı?

  • Benim için yer önemli değil, hep dinleyici önemli. Yani o gece konsere gelmiş çoğuluğun olumlu hali. Olumlu, güleryüzlü, gözleri parlayan seyirciyi gördüm mü artık lütfen kimse tutmasın beni:)