Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Kenan Ece : “Çamurdan güzel izler bırakacağız!”

0
Eklenme Tarihi: March 7, 2013 TUTKU
kenan ece_5332muj

“Çamurdan güzel izler bırakacağız!”

 

O, yeni kuşak oyuncuların en başarılılarından… Yer aldığı tiyatro, sinema ve televizyon projelerindeki performansıyla adından sıkça söz ettiren Kenan Ece, uzun yıllar yurtdışında yaşamış ve eğitim almış olmanın farkını setlere taşıyor. Şu sıralar ‘Çamurdan Tiyatro’ adını verdikleri tiyatrosunda sahneleyeceği oyunlarla iz bırakmak amacında… Ece; “Çamur insanlığın ilk yapı malzemelerinden biri çamurdur. Çamurdan iz kalır, çamur pisletir. Hem pozitif, hem negatif bir anlamı var. Biz bu bir aradalığı sevdik” diyor.

 

 Avusturya Lisesi mezunu… İngiltere, Fransa ve ABD’de yaz okullarına devam etmiş, ardından da yine ABD’de tiyatro ve ekonomi eğitimi almış. Kenan Ece, eğitiminin birikmini oyunculuğuna taşımakla kalmıyor, Mustafa Üstündağ ile birlikte kurdukları tiyatroda, sahne sanatlarına farklı bir bakış getirmeyi hayal ediyor.

 

 “İrlanda televizyonlarında gösterilen ‘Fair City’ adında bir dizinin 13 bölümünde rol aldım. Derken İrlanda’nın en köklü tiyatrolarından ‘The Abbey Theatre’dan beklemediğim bir oyunculuk teklifi geldi. Seçmeleri yine geçtim ve orada çalışmaya başladım. Julius Ceaser prodüksiyonunda üç ay çalıştım. Bu benim tiyatrodaki ilk profesyonel tecrübemdi. Rüya gibiydi…”

 

Sinem BÜYÜKDIĞAN

 

 

Ne dediğini iyi biliyor, kendine hedefler koyuyor, oyunculuk performansını geliştirmek için araştırıyor. Sadece dizilerle sınırlı kalmıyor sahne sanatlarındaki kariyeri, şimdi ‘Çamurdan Tiyatro’ ile sahnelere bir fark getirmek amacında… Oyunculuk kariyerine İrlanda’da ‘Fair City’ adlı diziyle adım atan Kenan Ece, ardından yine İrlanda’da The Abbey Theater’da mesleğine ilk adımları atmış. Sağlam bir eğitimi, uzun süre yurtdışında eğitim almış ve yaşamış olmaktan kaynaklanan farklı bir bakış açısı var. Türkiye ile Avrupa’yı kıyasladığında, dizi sektörünün ülkemizde henüz oturmamış olduğunu söylüyor. Sahne ve ekran performansını artırmak için sürekli çalışıyor. Birgün farkındalık yaratacak bu kesin. O öyle iddialı konuşmuyor ama bunu anlıyorsunuz. Kenan Ece, genç jenerasyon oyuncular arasında hiçbir şey yapmasa da, şu ana kadar yapmış olduklarıyla fark yaratıyor zaten!

 

Yurtdışında yıllarınızı geçirdiniz. Öğrencilikle başlayan o yolculuğu bir de sizden dinleyelim…

Avusturya Lisesi’nde okudum, tiyatroya da orada başladım. Ortaokulda Almanca,  lisede de Türkçe tiyatro eğitimi aldım. Tiyatroyla erken yaşlardan itibaren haşır neşirdim… Sonra okumak için Amerika’ya gittim.

 

Neden Amerika?..

Amerika’ya gitmem babamın fikriydi. O yurtdışında okumuş; o yüzden beni de yurtdışında okutmak istiyordu. Ben zaten sekiz yıl boyunca Avusturya’ya, İngiltere’ye, Fransa’ya, Amerika’ya yaz okullarına gittim. Amerika’da tiyatro ve ekonomi eğitimi aldım. Orayı bitirdikten sonra Dublin’e yerleştim. Bir enerji şirketinin finansman departmanında dört yıl çalıştım. Çalıştığım süre boyunca bir yandan da oyunculuk derslerine devam ettim.

 

Rol aldığınız ilk oyun neydi?

İlkokuldaydım. O zamanlar televizyonda Zeki Alasya ile Metin Akpınar’ın çok popüler bir reklam vardı, ben de kendi kendime bir Zeki, bir Metin olup o reklamı canlandırmıştım sınıfta. Öğretmenim bunu okuma bayramında da yapmamı istedi. Kocaman bir ceket giydirdiler ve papyon takıp sahneye çıktım. Kendi çapımda o reklamları canlandırdım.

 

Eğitimlerin ardından, profesyonel sahne hayatı nasıl başladı?

Dublin’de bir yandan çalışıyor, bir yandan da yarı zamanlı oyunculuk dersleri alıyordum. Derslerin sonunda yaptığımız gösteriye gelen bir menacer benimle çalışmak istedi, kabul ettim. Ama aylarca bir daha aramadı beni. Çalışma iznim bittiği için artık Dublin’den ayrılmak üzereydim. Bavullarımı toplayıp Türkiye’ye dönmeye hazırlanırken telefon çaldı, arayan meacerdi. İrlanda televizyonlarında gösterilen ‘Fair City’ adında bir dizide rol teklif etti. Seçmeleri geçtim ve böylece oyunculuk, hayatımın merkezine profesyonel anlamda da yerleşmiş oldu. Sekiz sene süren bir dizide ben 13 bölüm oynadım.

 

Bu arada İrlanda Devlet Tiyatrosu’nda da çalıştınız…

Dizi bittikten sonra yine ne yapacağımı bilemiyordum. Derken İrlanda’nın en köklü tiyatrolarından ‘The Abbey Theatre’dan beklemediğim bir oyunculuk teklifi geldi. Seçmeleri yine geçtim ve orada çalışmaya başladım. Jül Sezar prodüksiyonunda üç ay çalıştım. Bu benim tiyatrodaki ilk profesyonel tecrübemdi. Rüya gibiydi…

 

Peki sonra Türkiye’ye dönmeye nasıl karar verdiniz?

Türkiye’de iş olanaklarımın daha fazla olacağını düşündüğüm için dönmeye karar verdim. İyi ki de dönmüşüm.

 

Türkiye’deki ilk projeniz ‘Masumlar’, pek talih getirmedi size…

Osman Sınav, Demet Evgar, Özgü Namal, Lale Mansur, Hatice Aslan gibi başarılı isimlerle çalıştığım muhteşem bir projeydi; ama iki bölümün ardından kanaldan yayınlanmayacağını öğrendik. Kalakaldığım bir andı. Ardından beş ay anaokulunda öğretmenlik yaptım. Beş yaşındaki çocuklara İngilizce dersi verdim. Sonra Yusuf Kurçenli, ‘Yüreğine Sor’ adlı filminde rol teklif etti. İşte o benim arkasında durabileceğim ilk sinema filmim oldu. Beni vitrine çıkaran ilk işti. Yusuf Kurçenli gibi çok deneyimli bir Yeşilçam yönetmeniyle çalıştım. Tuba Büyüküstün ile beraber oynamıştık. Ardından ‘Samanyolu’ dizisi geldi ve sonra da diğer projeler…

 

Birçok dizide ve sinema filminde yer aldınız. Sizce sinema ve dizi oyunculuğunun en belirleyici farkları neler?

Bir kere sinema filmine daha iyi hazırlanılmış oluyor. Elbette çok iyi hazırlanılan diziler de var. Ama sonuç olarak biz her hafta dizilerde bir film çekiyoruz aslında 90 dakika boyunca. Diziler özellikle süre sorunundan dolayı, filmler kadar özenle hazırlanamıyor. Film için oyuncunun hazırlık süreci var, ama dizilerde böyle bir zaman çok olmuyor. Filmde yer almak bu yüzden oyuncu için daha doyurucu bir süreç. Gerçekten işinizi yaptığınızı, canlandırdığınız karaktere dönüştüğünü hissediyorsunuz.

 

Yurtdışında da deneyimleriniz oldu. Buna dayanarak, Türkiye’deki sinema ve dizi sektörünü yurt dışındakilerle kıyaslarsanız?…

Türkiye’de her hafta bir dizi çıkıyor gösterime, her hafta bir dizi bitiyor! Salıpazarı gibi!.. İrlanda’da örneğin, böyle değil. Orada her sene üretilen bir-iki dizi oluyor, onlar da zaten 45 dakikalık… Bizim çektiğimiz dizi türlerine yurtdışında ‘TV drama’ deniyor. 40-45 dakika ve 13 bölüm oluyorlar.  Ve çok daha özenli bir şekilde çekiliyorlar. Buradaki 90 dakikalık diziler için çok fazla hazırlık yapma imkanınız olmuyor, daha hızlı bir tüketim var. Gözlemlediğim kadarıylaTürkiye’de oturması gereken bir pazar var…

 

Ve Mustafa Üstündağ’la birlikte hayata geçirdiğiniz projenizden bahsedelim… Bir tiyatro kurdunuz. Nasıl bir araya geldiniz, karar verdiniz?

Mustafa ile ‘İzmir Çetesi’ dizisinde oynamıştık. Birlikte oynamaktan hem çok zevk aldık hem de yakın arkadaş olduk. Mustafa’nın da, benim de o dönem talihsiz işlerimiz oldu. İkimizin de bir tiyatro hayali vardı. Sonra bu ortak hayalimizi birlikte gerçekleştirebileceğimize inandık ve aylar süren çalışmaların ardından sonunda tiyatromuzu kurduk.

 

Tiyatronuza da ‘Çamurdan Tiyatro’ ismini verdiniz. İsim nasıl ortaya çıktı?

İnsanın çamurdan yaratıldığı söylenir. İnsanlığın ilk yapı malzemelerinden biri çamurdur. Çamurdan iz kalır, çamur pisletir. Hem pozitif, hem negatif bir anlamı var. Biz bu bir aradalığı sevdik. Çamur bizim kurduğumuz yapının adı diyelim.

 

İlk oyununuz da ‘Islah Evi’…

Bir sürü oyun inceledik, sonunda Norman Lock’ın ‘Islah Evi’ oyununda karar kıldık. Oyunu usta tiyatrocu Engin Alkan yönetiyor. Komedisi olan bir oyun. Söyleyeceği şeyler var ve o şeyler bizi de yansıtıyor. Ben, Mustafa ve Didem Balçın sahnedeyiz. Oyun, nasıl bir tüketim toplumu haline geldiğimizi anlatıyor.

 

Bu oyunun ve tiyatronun dışında yeni sürprizler var mı?

Mustafa ve benim rol alacağımız, komedi-aksiyon türünde bir film üzerinde çalışıyoruz. Ama henüz somutlaşmadığı için daha fazla bilgi vermeyeyim…

 

Oyunculuk mesleğinde sizi avantajlı kılan, kendinize mesleki anlamda en çok güvendiğiniz yanınız ne sizce?

Altyapım sanırım. Yurtdışındaki çalışmalarım ve seyahatlerim bence. 12 yaşımda başladım seyahat etmeye. Çok fazla insanla tanıştım, farklı kültürleri, farklı yerleri gördüm. Bu da benim ruhen genişlememe fırsat verdi. Bu size oyunculukta avantaj olarak geri dönüyor.

 

Bu sıralar televizyonla ilgili yeni projeler var mı?

Krem dizisi yeni bitti. Hemen bir televizyon dizisi yapayım diye bir niyetim yok. Kurduğumuz şirketin, tiyatro ve sinema çalışmalarına yoğunlaşmak amacındayım. Ve doğru televizyon projesi için beklemek istiyorum. Sırf televizyonda olayım diye bir işe girişmek istemiyorum…