Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Lüksü Kolunda Taşımak

0
Eklenme Tarihi: August 17, 2012 MODA
lv 2

Bugünün arzu nesnelerinden biri olan Louis Vuitton çantalarının ardında, koskoca bir tarih gizli. Louis Vuitton’la başlayıp oğul George ve torun Guston’la devam eden, bugün dünyanın en büyük markalarından biri olan Louis Vuitton’un görkemli tarihine kısa bir yolculuğa ne dersiniz…

Dünyaca ünlü Fransız tekstil devi Louis Vuitton, kurulduğu 1854 yılından bu yana “lüks” kelimesinin sembol markalarından biri. Kalitesinden ve geleneksel çizgisinden asla ödün vermeyen Louis Vuitton markasının yaratıcısı Louis Vuitton Malletier’in hikayesi, zamanının en ünlü sandık ve çanta ustası Monsieur Marėchal’in yanında başladı. Yaklaşık on yedi yıl Monsieur Marėchal’in çırağı olarak çalışan Vuitton, ilk atölyesini modanın kalbinin attığı Rue De La Paix’de açtığında, bir dünya markası haline geleceğini biliyor muydu bilinmez ama yirminci yüzyıla damgasını vuran markanın temelleri tam olarak bu tarihte ve mekanda atıldı.

Günümüzün efsane markalarından Louis Vuitton’a bu şöhreti kazandıran en önemli olay, dönemin ünlü kaşifi Savorgnan de Brazzo’dan aldığı sipariş. Brazzo, 1875 yılında çıkacağı Kongo gezisi için Vuitton’dan kendisi için bir valiz seti ve bir de yatağa dönüştürülebilecek bir sandık yapmasını istedi. Vouitton’un baharlık kanvas kumaştan bir şilte ile kapladığı yatağın konforu ve işindeki mahareti, Brazzo sayesinde her geçen gün daha geniş bir çevreye yayıldı. Bu hızla artan şöhretin hemen ardından, 1880 yılında, oğlu George’nin evliliğini de fırsat bilen Louis,  şirketi yeniden yapılandırma yoluna gitti ve Asnières-sur-Seine’ deki workshop’a konsantre olabilmek için 1 rue Scribe’de bulunan mağazayı oğlu George ve karısı Josephine’e devretti. Popülerliği gün be gün artan markanın taklitleri de aynı hızla arttı bu arada. Bu yüzden 1889 yılında George ve oğlu Louis, markanın imzası haline gelen çizgili “striped canvas” modelinden vazgeçip bej zemin üzerine kahverengi marka ambleminden oluşan “Damier Canvas” modelini tasarladılar.

İlk Katalog

Markanın geçirdiği evrimi anlatan ilk katalog 1892′de yayınlandığında Louis Vuitton, deri ve kanvas kaplı geleneksel sandıklar, su geçirmeyen valizler, katlanabilir yataklar, gardrop, piknik çantaları, hafif seyahat ve el çantalarından oluşan ürün yelpazesiyle kendi segmentinin yegane markası haline gelmişti. Kataloğun yayınlandığı aynı sene içerisinde Louis Vuitton hayatını kaybetti ve şirketin başına oğlu George geçti. Genç ve hırslı George Vuitton’un hedefi artık Louis Vuitton’u bir dünya markası haline getirmekti. Bu arada “Damier Canvas” modeli de rakipleri tarafından kopyalanınca George, şu an çok iyi tanıdığımız Louis Vuitton desenini tasarlamaya karar verdi. Kopyalaması oldukça zor olan dört yapraklı çiçek, yıldız ve Louis Vuitton’un baş harflerinden oluşan amblemi George aynı zamanda babasının anısına ithaf etti.

 

 

Louis Vuitton Dünyaya Açılıyor

1900 yılında Paris, Dünya Moda Fuarı’na ev sahipliği yaptığında George Vuitton tam da hedeflediği gibi tüm modellerini dünyaya tanıtma fırsatı buldu ve fuardan sonra kendilerine bir klasman yarattı. Firmanın genişleme politikası başarıyı getirdi. Henüz o yıllarda, firmanın yaklaşık 100 kadar çalışanı vardı. 1904 yılında George Vuitton marka bilinirliğini artırmak için Amerika seyahatine çıktı. Kısa bir süre sonra Louis Vuitton artık sadece Fransa değil Londra, New York, Washington D.C., Bombay, İskenderiye, Buenos Aires’te de kendisine yer edinmeyi başardı.

Büyük başarıların ardından, 1931 yılında George Vuitton’un ölümü ve oğlu Gaston’un şirketin başına geçmesiyle marka yeni bir vizyon kazandı. Gaston tam bir sanatçı bakış açısıyla özellikle art-deco tarzında yepyeni tasarımlar ortaya koydu. Sanatçı ruhlu olduğu kadar aynı zamanda iyi de bir iş adamıydı Gaston ama ne yazık ki İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle işler istediği gibi iyi gitmedi. Savaş sona erdiğinde Louis Vuitton mağazalarından sadece Paris, Nice ve Vichy’de bulunanlar varlığını devam ettiriyordu. Savaştan bir süre sonra aldıkları bir sipariş yine eski sükselerini geri kazanmalarını sağladı. Bu sipariş Fransa Devlet Başkanı Auriol’dan gelmişti. Auriol Amerika seyahati için Louis Vuitton’dan bir seyahat sandığı ve gardrop yapmasını istedi. Bu vesileyle ekonomik durumu  eski haline dönmeye başlayan yüksek sosyete arasında Louis Vuitton ismi yeniden duyulmaya başlandı.

Gaston ana mağazasını, kendini daha yakın hissettiği Avenue Marceau’ya taşıdığında aynı zamanda şirket yeni ve radikal bir karar almıştı. Artık insanlar daha çok ve daha sık seyahat ediyorlardı. Seyahat çantalarında önemli olan gösteriş değil hafiflikti. Bu duruma ayak uydurmak isteyen Louis Vuitton daha önce yapmadığı bir şey yaptı ve bez çantalar üretmeye başladı. Keten ve yumuşak kanvastan üretilen bu çantalar büyük ilgi gördü.

Babası ve dedesi gibi Gaston’un da başı taklit Louis Vuitton’larla dertteydi. Onun bu konuda geliştirdiği strateji ise diğerlerininkinden farklıydı. Gaston taklit edilmesi zor, yeni bir tasarım yapmak yerine taklitlerinin en fazla olduğu yerlerde mağaza açma yoluna gitti. Bu bölgelerin başında ise Japonya, özellikle de Tokyo geliyordu.

1977 yılında firma yeni bir uluslararası kontrol ve distribütör entegrasyon stratejisi geliştirdi. Bu strateji kısa sürede meyvelerini verdi. Seul, Pekin, Londra, New York, Marakeş, Moskova ve Yeni Delhi başta olmak üzere Louis Vuitton yeni pazarlarda varlık göstermeye başladı. 1985 yılında Louis Vuitton, geleneksel çizgisinde belli kırılmalar yaşadı ve her yıl farklı renklerde tasarladığı Epi Line denilen el çantaları üretmeye başladı. 1987′de Louis Vuitton ünlü şampanya üreticisi Moet-Hennesy ile birleşti. Bu birleşme dünyanın en büyük lüks ürün grubunun oluşmasını sağladı ve Louis Vuitton’un uluslararası pazardaki büyümesine de ilham vererek 200′den fazla mağaza açmasını sağladı.

 

Marc Jacobs’la Yeniden Doğuş

1998′de marka, tasarımcı Marc Jacobs’la yeniden doğdu. Monogram Mini, Damier Sauvage, Monogram Glacé ve Graffiti koleksiyonlarının da tasarımcısı olan Marc Jacobs’la markanın Ortadoğu macerası başladı. New Yorklu tasarımcı Jacobs, Louis Vuitton markasını tam manasıyla yükseklere taşıyarak, ünlülerle ve diğer başarılı tasarımcılarla yaptığı iş birliğiyle markaya yeni bir soluk getirdi. Louis Vuitton bu atılımından sonra Madonna, Gisele Bündchen, Catherine Deneuve, Jennifer Lopez ve Scarlett Johansson gibi isimlerle çalışan bir marka haline geldi.

Şüphesiz Louis Vuitton markasının tüm dünyada bu kadar çok ilgi görmesinin sebebi benzersiz logosu. Bu logo, adeta kadınlar üzerinde tılsımlı bir etkiye sahip. Louis Vuitton çantalarının en büyük özelliği dayanıklılığı olmasına rağmen orijinallerini üçe hatta dörde katlayan taklit satışlar gösteriyor ki bu çantaların alamet-i farikası dayanıklılığından çok logosunda. Günümüzde lüksü kolunda taşımak bir Louis Vuitton çantaya sahip olmak demek. Sandık, valiz ve gardropla başlayan yolculuğuna “kadın çantası krallığı” olarak devam eden Louis Vuitton, geleneksel çizgisini yükselen trendlerle bağdaştırmaya devam ettikçe, bir arzu nesnesi olmaya devam edecek gibi gözüküyor.