Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Martin Luther King, Gandhi, Michael Jackson, Muhammed Ali, Mozart: iz bırakanlar

0
Eklenme Tarihi: April 3, 2013 TARIH
Dangerous-Live-2002-michael-jackson-21745858-1126-780

 

Çağlarının ruhunun hikayesini yazdılar

Dünyanın en iyi ağır siklet boks şampiyonunun lisansı neden elinden alınır? Aşık olduğu kadının kız kardeşiyle evlenen müzik dehası kim? Hangi ruhani lider 13 yaşındayken ailesinin zoruyla evlendirildi? Estetik bağımlısı müzisyenin bu alışkanlığı nasıl başladı? Suikaste uğrayıp öldürülmesinden bir gün önce öldürüleceğini tahmin eden önder kim?
Dünyayı etkileyen beş adamın yaşamlarına şöyle bir bakış atacağız bu yazımızda. Kimi zaman bunca kişinin saygısını kazanmış bir adamın mesleki yaşamında başarısız olması, kimi zaman milyonların şarkılarını ezberlediği bir adamın, yaşadığı çiftliğe lunapark yaptırarak çocukluğunu yeniden yaşaması sizi şaşırtacak. Buyurun, başlayalım.

WOLFGANG AMADEUS MOZART

Çocuksu bir ruhta muhteşem deha

Öylesine başarılı bir kompozitördü ki, Chopin, cenazesinde kendi yazdığı müziğin değil Mozart’ın Requem’inin çalınmasını istedi. Beethoven, Mozart’ın Do Majör Kuartet’i hakkında şöyle dedi: “Ah, ne eser! Bu, Mozart’ın ‘İşte benim yapabileceğim bu, dinleyebilecek kulakların olsaydı’ demesidir.”

Zamanında da değeri bilindi, ama ölümünden sonra müzik tarihinde hep zirvede kaldı. Sevildi, merak edildi, en çok dinlenen klasik müzik bestecisi oldu. 1984 yılında Mozart’ın hayatını konu alan ‘Amadeus’ filmi 8 Oscar kazandı, milyonlarca kişi taarfından izlendi..

1756 yılında Avusturya’da doğan Mozart’ın bir müzik dehası olmasında en büyük katkı babasınındır. Başarılı bir besteci olan Leopold Mozart gelen davetler üzerine konserler vermek için Avrupa’yı dolaşırdı. Mozart’a evde disiplinli bir şekilde müzik eğitimi vermesi ve çıktığı turlarda oğlunu da yanında götürmesi hem onun küçük yaşta müzikle tanışmasını hem de önemli insanlarla karşılaşma fırsatı bulmasını sağladı.
Mozart’ın beş yaşında ellerini çapraz tutarak ve gözlerini kapatarak piyano çalabildiği söylenir. Beste yapmaya altı yaşında başlayan deha, ilk operasını 14 yaşında yazdı. Babasıyla Roma’da Sistina Şapeli’ne gittikleri sırada Gregorio Allegri’nin Miserere’sini duyup tüm notaları aklına yazmakla kalmayıp, yapılan küçük hataları da düzeltti. Bu kulak yeteneği gelecek başarıların habercisi niteliğindeydi.

AŞK NOTALARA BÖYLE DÖKÜLÜR
1777’de çalışma ümidiyle gittiği Avrupa turunda Amadeus, yine müzisyen bir ailenin şarkıcı kızı Aloysia Weber’e aşık oldu. İlişkileri bir süre devam eden çift sonunda ayrıldı. Bir arkadaş ortamında tekrar karşılaştıklarında Aloysia’nın onu tanımazlıktan gelmesi Amadeus’u çok üzmüş olacak ki, piyanonun başına oturup Aloysia’ya hitaben çok kaba sözlü bir beste söyledi. Birkaç yıl sonra 1780’de Aloysia evlendi. Bu arada Amadeus, onun kızkardeşi Constanze’ye aşık olmuştu. İki yıl sonra Constanze ve Mozart evlendiler. Yine de Mozart evlendikten sonra bile yıllarca Aloysia’nın söylemesi için birçok eser yaptı.

TÜRKLER DE İLHAM KAYNAĞI OLDU
Mozart Türkler ile ilgili de çalışmalar yaptı. O sıralar Avrupa’da Türkler’in etkisi büyüktü. Mehter marşının ritminden etkilenen Mozart 11 numaralı sonatının üçüncü kısmında Türk Marşı’nı (Ronda alla Turca) besteledi. Ayrıca ‘Saraydan Kız Kaçırma’ operasının konusu da Osmanlı’da geçer.

BEETHOVEN DA ONUN HAYRANIYDI
Senfoni, oda orkestrası, sonat, solo konçerto, opera, yaylı kuartet dahil birçok türde müzik yaptı. Piyano konçertosu ise kendi yarattığı bir türdür. Ölümünden kısa süre önce kendi ölümünü düşünerek bestelediği Requem adlı eserine başladı. Fakat bitiremeden 1791’de vefat etti. Ölümünün nedeninin tam olarak hangi hastalık olduğu bilimiyor. Eşi, Mozart’ın öğrencilerinden birine Requem’i bitirmesi görevini verdi.
Mozart’a hayran olan Beethoven, Do Majör Kuartet’i hakkında şöyle der: “Ah, ne eser! Bu, Mozart’ın ‘İşte benim yapabileceğim bu, dinleyebilecek kulakların olsaydı’ demesidir.”

 

MAHATMA GANDHI

‘Pasif’ direnişi Güneş Batmayan İmparatorluğu dize getirdi

 “Saldırganın iradesine uymak yerine ölmeyi tercih eden kadın ve erkeklerin oluşturduğu sonu gelmez beklenmedik görüntü hem saldırganı hem de askerlerini yumuşatacaktır” sözlerine koskoca bir altkıtayı inandırdı Mahatma Gandi… Hiçbir zaman özgürlük mücadelesini kanla, ateşle kazanmayı düşünmedi. Pasif direnişle koskoca bir ülkeye özgürlüğü getirdi.

Gandi’nin Batılı giyim şeklini bırakmasının sebebi, hem halkın en fakir kesimine bile hitap edebilmek hem de topluma kolonisi oldukları Britanya’da üretilen giysilerden giymek zorunda olmadıklarını, bunun yerine giysilerini kendilerinin de dikebileceğini göstermekti.

 Time dergisi 1930 yılında Gandi’yi yılın adamı seçti. Ama ne yazık ki Gandi hayattayken Nobel Barış Ödülü alamadı. Ama halkının ve dünyanın gözünde her zaman müstesna bir lider olmayı başardı.

 

1869 doğumlu Hindistan Bağımsızlık Hareketi liderinin gerçek adı bilinenin aksine Mohandas Karamçand Gandi’dir. ‘Mahatma’ kendisine halk tarafından verilen, yüce ruh anlamına gelen bir ön isimdir. Doğumgünü olan 2 Ekim Hindistan’da her yıl ulusal tatil olarak kutlanan Gandi’nin bu noktaya gelmesi hiç de kolay olmamış.

ETYEMEZLER DERNEĞİ’NDE LİDERLİK SANATINA ADIM ATTI
Henüz 13 yaşındayken kendisiyle aynı yaştaki Kasturba Makhanji ile evlendirilen Gandi aslında çok da parlak diyemeyeceğimiz bir öğrenciydi. Beş yıl sonra hukuk okumak için Londra’ya giderken annesine verdiği, etten, alkolden ve seksten uzak durma sözünün onu tüm hayatı boyunca etkileyeceğini düşünemezdi. Yaşamı boyunca Hinduizm’in bu öğretilerine bağlı kaldı. Bu sayede Etyemezler Derneği’nin yönetim kuruluna seçilmesi örgütleme becerilerinin gelişmesini sağladı.
Baroya girdikten sonra Hindistan’a döndü ama avukatlıkta başarı gösteremedi. Lise öğretmenliğini denedi. Burada da başarılı olamayınca arzuhalcilik yapmaya başladı. Fakat sonuç aynıydı.

İLK PASİF DİRENİŞ DENEMESİ GÜNEY AFRİKA’DA
Güney Afrika’ya yaptığı bir yolculuk onun için dönüm noktası olacaktı. Birinci sınıf bileti olmasına rağmen üçüncü mevkiye geçmediği için trenden atıldı. At arabasıyla giderken Avrupalı bir yolcunun oturabilmesi için kendisinden arabanın dışında basamak üzerinde yolculuk etmesi istendiğinde reddedince dayak yedi. Irkından dolayı bazı otellere kabul edilmedi. Tüm bu olaylar Gandi’nin Hintler’e uygulanan ayrımcılığa bizzat maruz kalmasına ve böylece haksızlıklara karşı durmaya başlamasına neden olmuştur.
1894’te Natal Hint Kongresi’ni kurarak Güney Afrika’daki Hintl kökenli göçmenleri örgütledi. Gandi’nin ünlü pasif direniş tarzı, işbirliğini reddetmek, grev yapmak, ama kesinlikle şiddete başvurmamayı içerir. Hindistan’nın Britanya’dan bağımsız olması için verilen mücadelede, şiddet görseler de eylemlerinin durdurulamayacağını, düzenli anarşinin gerçek anarşiden daha kötü olduğunu söylemesi üzerine hapse atılması pasif direnişin karşı tarafta nasıl rahatsızlık uyandırdığının göstergesidir.

ÖLDÜRMEK YERİNE ÖLMEYİ SEÇMEK
Gandi yaşamı boyunca birçok kez tutuklandı, hapsedildi ve suikast girişimine uğradı. Fakat karşı geldiği taraflara uyguladığı pasif direniş her zaman etkili oldu. Gandi bununla ilgili olarak “Saldırganın iradesine uymak yerine ölmeyi tercih eden kadın ve erkeklerin oluşturduğu sonu gelmez beklenmedik görüntü hem saldırganı hem de askerlerini yumuşatacaktır” demiştir.
Nazi Almanyası’nın Britanya Adaları’nı işgali söz konusu olduğu zaman halka verdiği öğütler belki de Gandi’nin bakış açısını en iyi anlatan sözlerdir: “Sahip olduğunuz silahlar ne sizi, ne de insanlığı kurtarmaya yeterli olmadığı için bırakmanızı isterim. Kendi varlığınız saydığınız ülkelerden ne istiyorlarsa almaları için Herr Hitler ve Sinyor Mussolini’yi davet edin. Eğer bu centilmenler evlerinize girmek isterse, siz evlerinizi terk edin. Eğer sizin serbestçe gitmenize izin vermezlerse, erkek, kadın ve çocuk sizi katletmelerine izin verin ama onlara bağlılığınızı sunmayı reddedin”.

ÖLDÜRDÜLER AMA YENEMEDİLER
Duygularını, düşünce, söz ve eylemlerinde kontrol etmeye inanan Gandi, 36 yaşında ve evliyken cinsellikten vazgeçti. Ona göre şehvet duymaktansa sevmeyi öğrenmek bir zorunluluktu.
1948 yılında evinin bahçesinde gece yürüyüş yaparken vurularak öldürüldü. Son sözlerinin “Aman Tanrım” olduğu söylenir.

 

DR. MARTIN LUTHER KING

Bir hayali vardı; kendi ölümünü,
Afro-Amerikalılar’ın özgürlüğünü getirdi!

 

 Sivil itaatsizlik hareketinin en önemli isimlerinden biridir Martin Luther King… Bir insanlık ayıbına karşı bu denli barışçıl bir hareketi organize etmeyi başarmak çok güç olsa gerek, ama o başardı. Bombalandı, kurşunlandı, ama asla bu şiddete prim vermedi. Afro-Amerikalılar’ın özgürlüğü için ölmesi gerekse bile… Öldürüldü, ama hayalleri gerçek oldu!

Otopsisinde, öldüğünde 39 yaşında olmasına rağmen 60 yaşındaki bir insanın kalbine sahip olduğu ortaya çıktı. Martin Luther King, yurttaş hakları için çabaladığı 13 yılda 34 yıl yaşlanmıştı.

 

En genç yaşta Nobel Barış Ödülü sahibi olan Amerikan Yurttaş Hakları Hareketi önderi 1929’da dünyaya geldi. Çok zeki bir öğrenci olan King, lisede dokuzuncu ve onbirinci sınıfı atlayarak 19 yaşında üniversiteden mezun oldu. Sosyoloji ve ilahiyat okuduktan sonra felsefe üzerine doktora yaptı.
Henüz 24 yaşındayken en önemli siyah kiliselerinden birinin papazı oldu. Birkaç yıl sonra yasalar gereği yerini beyaz bir papaza vermesi istendiğinde karşı çıkınca tutuklandı. Siyahlara yapılan ayrım onu üzüyordu. O zamanlar siyahların otobüslerde beyazlara yer vermesi bekleniyordu. Bir Afro-Amerikan kadın yerini vermek isteyince gerilim yaşandı ve bu Otobüs Boykotları’nın başlangıç noktası oldu. Tepkiler o kadar büyük oldu ki boykot sırasında King’in evi bombalandı. Sonunda Amerikan Yüksek Mahkemesi toplu taşıma araçlarında ırk ayrımcılığını ilan etti.

İNSAN HAKLARI İÇİN HUKUKİ BİR SAVAŞ
Martin Luther, Gandi’nin izinden giderek şiddete dayanmayan sivil itaatsizlik felsefesini uyguluyordu. 1964’te Yurttaş Hakları Kanunu’nun ve ertesi yıl Oy Hakkı Kanunu’nun çıkarılmasına kadar siyahların oy hakkı, ırkçılığın ve ayrımcılığın sonlanması ve tüm temel haklar için gösteriler yaptı. Dolayısıyla Martin Luther’in Amerikan hukuk sistemine yaptığı katkı yadsınamaz.

ÇOK İNSANCA BİR HAYALİ VARDI, GERÇEK OLDU!
“Bir gün dört çocuğumun da derilerinin rengiYle değil de kişilikleriYle yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var.” Bu sözleri Washington tarihindeki en kalabalık gösteri olan “İş ve Özgürlük için Washington’a yürüyüş”te söyledi. Ve konuşması tarihe geçti.
Sadece Afro-Amerikanlara değil herkese yönelik adalet ve barış istiyordu. Amerika ve Vietnam arasında gerçekleşen savaşı sorguluyordu. Amerika’nın orayı bir Amerikan kolonisi yapmak amacıyla orada bulunduğunu ifade etti ve ABD’yi çoğunluğu çocuk bir milyon Vietnamlı’yı katleden en büyük şiddet sağlayıcı olarak tanımladı. Bu sözler, ana akım medyanın Martin Luther’in karşısında yer almasına yol açtı.

SANKİ ÖLÜM GÜNÜNÜ TAHMİN ETMİŞTİ
1968 yılında bir otelinde balkonunda uğradığı silahlı saldırı sonucu boynundan yaralanarak yaşama gözlerini yumdu. Suikastinden sadece bir gün önce ölümünü tahmin edercesine yaptığı konuşma ünlüdür:
“Bu saatten sonra bana ne olacağı önemli değil. Bazıları bazı hasta beyaz kardeşlerimiz tarafından bana karşı yapılabilecekler hakkında konuşmaya başladı. Herkes gibi ben de uzun bir hayat yaşamak istiyorum. Uzun yaşamak önemli, fakat şu an bununla ilgilenmiyorum. Sadece Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorum. Ve o bana bu dağa çıkmam için izin verdi. Ve çevreme baktım, Vaadedilmiş Toprakları gördüm. Oraya sizinle beraber gidemeyebilirim. Fakat bu gece bilmenizi istiyorum ki, biz halk olarak, o Vaadedilmiş Topraklara ulaşacağız. Bu nedenle bu akşam mutluyum. Hiçbir şeyden endişelenmiyorum. Kimseden korkmuyorum. Gözlerim Tanrının gelişinin zaferini gördü!”

 

MICHAEL JACKSON

Pop müziğin kralı ‘Bay Elmas Eldiven’

Sahne şovlarındaki muhteşem performansı, tek bir gecede sekiz Grammy getirdi. ‘Thriller’ bütün zamanların en sevilen albümü… Bunun yanı sıra Jackson, Hollywood Walk of Fame’de, biri kendi adına, diğeri ise Jackson 5 grubu için  iki tane yıldızı olan tek sanatçı… Öyle bir efsane ki, öldükten sonra sahnede kullandığı suni elmas kaplı golf eldiveni açık artırmada bir hayranı tarafından 420.000 dolara satın alındı.

 Micheal Jackson sıklıkla siyah bir kol bandı takardı. Bunun nedeni dünyanın dört bir yanında acı çeken çocuklara dikkat çekmekti. Çocuk sevgisi daha sonraları başına büyük dertler açtı. Pedofili suçlamaları ve ödediği tazminatlar servetini bitirdi!

 

Babası da bir müzik tutkunu olduğu için Michael şanslı mıydı? Tabii ki sahnelerle tanışması babasının menajerliğini yaptığı Jackson kardeşler grubuna dahil olmasının sonucudur. Yine de bazı söylentilere göre babasının kötü davranışları ve küçük yaşta çalışmaya zorlanması yüzünden çocukluğunu yeterince yaşayamamıştı. Michael Jackson ilk kez beş yaşında sahneye çıktığında yıllardan 1963’tü. Gruptaki en küçük Jackson olmasına rağmen solo performansı çok beğenilen Michael kısa sürede solist oldu. Daha sonra adı ‘Jackson 5’ olarak değiştirilen grup o kadar tuttu ki 1971’de Walt Disney grubun çizgi filmini yaptı.

ESTETİK AMELİYATIN BAĞIMLISI OLDU!
Bu kadar başarı reklam tekliflerini de beraberinde getirdi. Pepsi Jackson Kardeşler’e reklam filminde oynamasını teklif etti. Her şey yolundaydı ta ki havai fişek gösterisinde Michael’in saçları alev alıp yüzünde yanıklar oluşana kadar. Michael, şirkete tazminat davası açtı ve aldığı yüklü miktar parayı tedavi olduğu hastaneye bağışladı. Yüzündeki yaralardan dolayı estetik ameliyat olması gerekti. Daha sonraları gerekmese de estetik ameliyat olmaya devam edecekti.

SEKİZ GRAMMY GETİREN BİR KÜLT: THRİLLER
Jackson bir günde sekiz Grammy ödülü alan tek sanatçıdır. Şüphesiz bu başarının kaynağı ‘Thriller’ video klibidir. 37 hafta zirvede kalan Thriller, bugün bile kareografisiyle dansçılara ilham kaynağı oluyor.
Michael Jackson soul müziği, pop ve kendine has dans hareketleriyle bütünleştirip müzik dünyasına yepyeni bir stil kazandırdı. Ama onu sadece müzik yeteneğiyle tanımıyoruz. Jackson, müziğini, yaptığı insanlık yardımları için araç olarak nasıl kullanacağını da iyi biliyordu. 1985’te Lionel Richie ile birlikte Afrika’da açıkla boğuşan insanlar için “We are the world” parçasını yaptı. Ray Charles, Steve Wonder, Diana Ross, Tina Turner, Bruce Springsteen ve Bob Dylan gibi büyük seslerin de eşlik ettiği şarkı Yılın Şarkısı dalında Grammy ödülü sahibidir.

BENZERSİZ TEN RENGİ…
Dans dünyasına Moonwalk hareketini kazandıran Jackson’ın 1987’de yayınlanan ‘Bad’ video klibi tüm dünyada şaşkınlık yarattı. Bunun nedeni klibin 18 dakika sürmesi değil, Michael’ın ten renginin büyük ölçüde açılmış olmasıydı. Medya, zenci olmaktan utandığı için ten rengini beyazlatmaya çalıştığını söylese de altı yıl sonra dermatoloğu Michael’ın milyonda bir görülen Vitiligo hastalığından muzdarip olduğunu söyleyecekti. Ten renginin bölgesel olarak açılmasına yol açan hastalığın başlarında beyaz bölgeler siyah makyajla kapatılıyordu, fakat hastalık ilerleyip de beyaz bölgeler fazlalaşınca, siyah bölgeler beyaz makyajla kapatılmaya başlandı. 1998 yılında artık tüm vücudu beyazlaşmıştı.

ÇOCUK SEVGİSİ BAŞINA BELA OLDU
Çocuk sevgisi bazıları tarafından yadırganıyordu. Bu sebeple pek çok suçlamaya ve davaya maruz kaldı. Büyük tazminatlar ödedi… Kazandıklarını çocuklara harcadı, 2.700 dönümlük bir alana sahip Neverland Çiftliği’ni satın aldı. Buraya yaptırdığı lunapark, hayvanat bahçesi ve yapay havuzla hem çocukluğuna geri dönüyor, hem de yardıma muhtaç çocukların bakımını sağlıyordu.
Michael Jackson 2009 yılında kalp durması sonucu hayata veda etti. Ölümünden o sırada yanında bulunan doktoru sorumlu tutuldu. Doktor, Jackson’a ölümcül düzeyde anestezi ilacı verdiği, durumunu izlemek yerine telefonla konuşmak için dışarı çıktığı, sonra da fenalaşmış olan Jackson’a yanlış ilkyardım yaparak ölümüne sebep olduğu gerekçesiyle suçlu bulundu.

 

MUHAMMED ALİ

Yumrukları kadar tavırları da nakavt etti!

Kelebek gibi uçar, arı gibi sokardı!.. Ringlerde kollarına mı, ayaklarına mı bakmalı insan şaşırırdı, tabii rakipleri de… Bu kendine özgü stiliyle üç kez dünya şampiyonu olmayı başardı. Boks yaşamı boyunca 37’si nakavtla 56 maç kazandı.

 Demeçleri ringde çıkardığı aparkatları, kroşeleri aratmayacak kadar şok ediyordu. Vietnam savaşına gitmeyi reddetmesi, bunun için hapsi bile göze alması, Amerikan yaşam tarzına karşı tutumu ve İslam’ı seçmesi, tepki çekti, ama seveni her zaman sevmeyeninden kat be kat fazlaydı. 

 

İslamı seçmeden önceki adı Cassius Marcellus Clay Jr. olan tüm zamanların en iyi ağır siklet boks şampiyonu 1942 yılında dünyaya geldi.  12 yaşında boksla tanıştıktan sadece altı yıl sonra Roma Olimpiyatları’nda ilk altın madalyasını aldı.
Olimpiyatlardan döndükten iki gün sonra bir lokantada sadece beyazlara servis yapıldığını öğrenmesi, o madalyanın şu an Ohio nehrinin dibinde yatıyor olmasının sebebidir.

VİETNAM SAVAŞINA GİTMEYİ REDDETTİ
1964’te Dünya Şampiyonu olduktan sonra müslüman olduğunu açıkladı ve ismini değiştirdi. Tam da şampiyon olduktan sonra her şeyin daha da iyiye gideceğini düşünebilirsiniz ama Muhammed Ali için öyle olmadı. “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar.” diyerek Vietnam savaşına katılmayı reddedince 1967’de lisansı iptal edilerek beş yıl hapis ve 10.000 dolar para cezasına çarptırıldı. Maddi durumu kötüleşerek iflasına neden oldu. Neyse ki ailesinin yardımları ve üniversitelerde İslamiyet hakkında yaptığı konuşmalar sayesinde geçimini sağlayabiliyordu. Üç yıl sıkıntı yaşadıktan sonra temyiz davasını kazanıp boksa geri döndü.
Tabii o kadar ara verdikten sonra aynı kondisyonda geri dönmesi zordu. Tahmin edildiği gibi geri döndükten sonra girdiği iki maçı da kaybetti. Artık Muhammed Ali’ye sadece yakınları inanıyordu. Ama o, unvanını geri almaya kararlıydı.

PARKİNSON ONA HİÇ YAKIŞMADI!
1978 yılında Dünya Şampiyonuğunu üç kez elde eden ilk kişi olmayı başardı. Ama bu kez de talihsizlik hastalıkla karşısına çıktı. Muhammed Ali Parkinson hastası olduğunu gizleyerek karşılaşmalara devam etti , iki kez yenilmesinin üzerine ise kararını açıkladı. Şampiyon olduğu yıl, aynı zamanda  boksu bıraktığı yıl oldu.
Hastalığı yüzünden gözlerden uzak kalmayı tercih eden Muhammed Ali şu an hala Michigan’daki çiftliğinde yaşıyor.