Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


ROTHENBURG OB DER TAUBER: Avrupa’nın ortasında bir Ortaçağ kasabası

0
Eklenme Tarihi: May 8, 2013 GEZGIN
Rothenburg ob der Tauber

 Sanki şekerden yapılmış bir maket! Rothenberg ob der Tauber, Türkçesi ile ‘Tauber Nehri Üzerindeki Kızıl Kale’ adeta bir masal kasabası… Mimarisiyle, gelenekleriyle, hayat tarzıyla… Orta Avrupa’nın en güzel yanlarını meydanlarında, sokaklarında, barlarında görüyor, yaşıyorsunuz. Sanki bir zaman tünelinden geçmiş gibi…

 

 Bu kasaba güzelliğini yine bu kasabada odğmuş mimarlarına ve parasızlığa borçlu!.. 1600’den 1850’lere kadar neredeyse tek bir çivi çakılmamış. Tarihsel olan zamana direnmiş bu sayede… Her şey donmuş kalmış sanki… Burada rastlayacağınız pek çok bina en az 500 yıllık!

 

Rothenburg yılbaşı süsleri konusunda oldukça meşhur bir şehir. Yılbaşı ve Noel döneminde kurulan pazar turistlerin ilgi odağı. Rothenburg’da nostaljik duygular Noel köyü Käthe Wohlfahrt’ı ziyaret ederek de canlandırılabiliyor.

Rothenburg ob der Tauber, büyük üne sahip küçük bir şehir. Dünyanın hiçbir ülkesinde orta çağ bu küçük kasabada olduğu kadar iyi korunmamıştır. ‘Tauber Nehri’nin üzerindeki kızıl kale’ adeta zamanın durduğu, dünyanın geri kalanının yaşadığı değişimin uğramadığı bir kasaba.
Kasabaya adım attığınız andan itibaren zamanın durduğu hissine kapılıyorsunuz. Eski evleri, sessiz mekanları, sokakları, her biri bir sanat eseri niteliğindeki kuleleri, fıskiyeleri, kapıları, setleri, kendine özgü depoları ve şarap evleri ile kasaba, Ortaçağ’ı tüm güzelliğiyle yaşamaya devam ediyor.

 

KATOLİK KONTUN GAZABI
Tauber Nehri’nin üzerinde, o dönem için savunması kolay olan bir tepeye kurulan şehrin kuruluş yaklaşık bin yıl öncesine dayanıyor. Tarihi boyunca birçok kez el değiştiren şehrin gelişmeye başladığı yıllar ise 1200’lü yıllar. Yıllar içerisinde sürekli olarak büyüyen şehrin surları bir süre sonra genişletilmiş. Protestanlığın yayılmasıyla bu mezhebi kabul eden kasabalıların başı, katolik olan kontla derde girmiş. Kontun öfkesi, şehirden yüklü miktarda vergi alınmasıyla sonuçlanmış. Rothenburg’un tarihini değiştirdiğine inanılan bu olay şehirde şu şekilde anlatılıyor:

 

3 LİTRELİK ŞARAP KADEHİ!..
Birçok şehre bağlanan bir yol üzerinde yer alan Rothenburg, sürekli olarak bu yolları kullanan orduların tacizine uğramış. Şehir zarar görmese de ödenen haraçlar şehrin gelişimine engel olmuş. Şehrin yaşadığı bu talihsizliklerden en ünlüsü Tilly Kontu Johann Tserclaes ile yaşananı. Protestanlığı seçen kasabalılar, 30 Yıl Savaşları sırasında şehirde konaklamak isteyen Johann Tserclaes’e ve 40 bin kişilik ordusuna izin vermezler. Çok iyi bir savunma yapan kasabalılar, cephanelerinin bitmesiyle teslim olmak zorunda kalırlar. Karşılaştığı direnişe ve 300 askerini kaybetmesine öfkelenen Tserclaes, Şehir Meclisi’ndeki görevlilerin ve birçok kasabalının idam edilmesini emreder. İdamlar başlayacağı sırada kasabalılar konta 3 litrelik kocaman seramik bir kadehte şehrin en iyi şarabından getirirler. Kasabalıların bu ince jesti, kontu ne yazık ki pek de yumuşatmaz. Johann Tserclaes’in, ancak kasabalılardan birinin bu şarabı bir dikişte içebilirse şehri affedeceğini söylemesi üzerinde meclis üyelerinden biri bir dikişte şarabı içmiş ve şehir kurtulmuş. Ordunun şehirden ayrılırken tüm cephaneyi ve yiyeceği beraberinde götürmesi kasabanın savunmasız kalmasına ve daha sonra gelen diğer tüm ordulara haraç vermeye devam etmesine neden olmuş. Bu ilginç olay, Rothenburg’da hala anlatılmaya devam ediyor. Belediye binasının bir cephesinde de bu olayı tasvir eden bir gravür bulunuyor. Her ne kadar bu olayın gerçek olup olmadığı tam olarak bilinmese de kasaba haklı her yıl düzenlenen ‘Der Meistertrunk’ festivaliyle şehrin kurtuluşunu kutlamaya devam ediyor.

 

GÜZELLİĞİNİ FAKİRLİĞE BORÇLU…
1500’lü yıllardan sonra önemli mimarlar yetiştiren şehir, kusursuz mimarisini de bu dönemde yetişen mimarlara ve ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir ama kasaba halkının fakirliğine borçlu. 1600’lü yıllardan sonra yaklaşık 250 yıl boyunca şehre fakirlikten dolayı bir çivi bile çakılmamış. Her şey aynı kalmış. Sokaklar, binalar, surlar… Hepsi yaklaşık 500 yıllık yapılar.
19’uncu yüzyılda birden turistlerin ilgi odağı oluveren bu sevimli Ortaçağ kasabasına gelen turist sayısı günümüzde neredeyse Berlin’e, Münih’e gelen turist sayısıyla başa baş gidiyor. Şehrin en dikkat çekici noktalarından biri ‘Suçlular Müzesi’. Müzede orta çağdan kalma işkence aletleri, idam sehpaları ve silahlar gibi bir çok şey sergileniyor. Bu aletler her ne kadar insanın içini ürpertse de Rothenburg’a gidip de bu özel müzeyi görmemek gerçekten büyük hata olacaktır.

NOEL BURADA KUTLANIR
Rottenburg yılbaşı süsleri konusunda oldukça meşhur bir şehir. Yılbaşı ve Noel döneminde kurulan pazar turistlerin ilgi odağı. Rothenburg’da nostaljik duygular Noel köyü Käthe Wohlfahrt’ı ziyaret ederek de canlandırılabiliyor. Yıl boyunca açık olan Avrupa’nın en büyük Noel aksesuarları dükkanında, yıldızlardan piramitlere, simli toplardan aydınlatmalara bir Noel kutlaması için gerekli olan her şeyi bulabilirsiniz.
Rothenburg, romantik tatiller için de kusursuz bir adres. Dünyanın en romantik yollarından biri olan Romantische Straße, aşkınızı tazelemek için sizleri bekliyor.

ÖNERİYE GEREK YOK, HER YERİ ÖNERİYE AÇIK
Belediye Sarayı, karşısındaki Konsüller İçki Evi, Pazar Meydanı ve çevresindeki binalar, kiliseler, romantik görünümlü Röder Gate, eski demirhane, Siebers Kulesi, şehri çevreleyen kale ve burçları, boydan boya Hern Caddesi şehrin diğer görülecek yerleri. Fakat adımlarınızı hangi yöne doğru attığınızın hiçbir önemi yok: Rothenburg ob der Tauber’de görebileceğiniz ve görmek isteyeceğiniz çok fazla şey çok fazla yer var. Bu küçük Ortaçağ kasabası, unutulmaz bir tatil için yılın her mevsiminde misafirlerini bekliyor.