Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Salvador Dali

0
Eklenme Tarihi: August 17, 2012 SANAT
327517530

Eserleriyle yarışacak derecede eksantrik yaşamı ve zıtlıklarla dolu karakteriyle tanınan Salvador Dali ve Gala’yla yaşadığı dönüşüm…

‘ O baş çatladığında, O baş açıldığında, çiçek çıkacak içinden, yeni Narkissos, Gala- Narkissos’um.’

Salvador Dali

Gala Ve Yeniden Doğuş

Herhalde Salvador Dali’yle ilgili insanların en sık sorduğu sorulardan birisi deli miydi yoksa dahi miydi  sorusudur.bir röportajında kendisine sorulan ’’ deha ile delilik arasındaki sınır nerededir?’’sorusuna şu yanıtı verir:

‘Bu büyük mesele asla çözülemedi. En ünlü psiko-patolojistler deliliğin nerede başladığını, dehanın nerede bittiğini bilemiyorlar. Benim durumum daha da zor. Ben sadece bir ajan provakatör değil, aynı zamanda bir ajan simülatörüm de. Ne zaman yalan atıyorum, numara yapıyorum, ne zaman hakikati söylüyorum, asla bilemiyorum. Bu benim derin varlığımın en ayırt edici özelliği. Sık sık önemine ve ciddiyetine inandığım şeyler söylediğim oluyor; aradan bir yıl geçtikten sonra, bunların çocukça, içler acısı derecede anlamsız, saçma sapan şeyler olduğunu fark ediyorum. Her halükarda insanların dalga mı geçiyorum yoksa ciddi miyim kesinlikle bilmemeleri gerekiyor; benim de bilmemem gerek, Sürekli sorgulama halindeyim: Derin ve felsefi bakımdan geçerli Dali nerede başlıyor; kaçık ,zirzop Dali nerede bitiyor?’

Yarattığı eserleri, yaşamı boyunca sansasyon ve skandal yaratma üzerine kurulu güdüleri , yıkıcı , müstehcen  ve aynı zamanda sempatik  imgeleri, paranoyak bir bakış açısı ,sürrealist bir anlayış, düşler…  Dali ‘nin  soruya verdiği yanıttaki gibi  eserlerine benzer bir üslupla hayatını da kocaman bir bilmeceye dönüştürdüğünü görüyoruz.

11 Mayıs 1904’te İspanya’da dünyaya gelen Salvador Dali’nin hayatındaki en büyük trajedi erkek kardeşinin ölümünden bir yıl sonra dünyaya gelmiş olmasıdır. Ailesi sürekli ölen oğullarının yasını tutar ve Dali’de ölen oğullarını ararlar. Bu Dali’nin kişiliğini yoğun bir şekilde etkiler, ruhsal durumu bozulur.  Bir röportajında bu durumu şöyle anlatır. ‘’Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken aslında hala onu seviyorlardı, belki de benden çok onu…Babamın sevgisinin bu sınırları, yaşamımın ilk günlerinden itibaren çok büyük bir yara oldu benim için. ’’ Bu ruhsal yaranın etkisi , Dali’yi küçük yaşlardan itibaren ailesinin dikkatini çekmek için tiyatral ve eksantrik  davranışlara itmiş, karakterini farklı bir biçimde şekillendirmiştir. Çocukluğundan itibaren seçkin ve entelektüel Katalanlardan oluşan bir aile, müzisyen ve ressam aile dostlarının oluşturduğu bir çevreyle büyüyen Dali  ister istemez sanata yönelir. İspanya’daki gençlik yıllarında ünlü şair Federico Garcia Lorca  ve ünlü yönetmen Luis Bunuel ile olan dostluğu, ardından Paris’te Bunuel’in aracılığıyla gerçeküstücülerle olan teması Dali’nin hayatını büyük ölçüde etkiler . Bunuel’le gerçekleştirdiği sinema filmi bir Endülüs Köpeği’ni gerçeküstücüler alkışlarla karşılar. Ardından düşünsel ve eleştirel teorileri ve tablolarıyla da gerçeküstücülerin büyük övgüsünü alır. Dali’nin sansasyon ve ilgi çekme merakı sürrealistlerle benzerlik taşısa da bir süre sonra  Hitler üzerine düşünceleri ve yarı çıplak Lenin’i kocaman ve biçimsiz bir kalçayla absürd ve  gülünç bir şekilde resmettiği William Tell Bilmecesi adlı tablosu Komünist Partiye yakınlığıyla bilinen gerçeküstücüleri rahatsız eder. Bunun  üzerine gerçeküstücülerle bağı giderek zayıflamaya başlar. Ve hayatına giren Gala’yla birlikte yaşadığı dönüşüm bu bağları giderek kopartır.

Asıl adı Helena İvanovna Diakonova olan Gala, ünlü şair Eluard’ın karısıydı. Çok sayıda sanatçı dostu entelektüel çevresi olan Gala sezgileri güçlü bir kadındı. Dali’yle bir partide tanışırlar ve birbirlerini görür görmez aralarında inanılmaz bir çekim oluşur. Dali bir gecede büyük bir değişim yaşar. Gala’nın etkisi altına girer. Gala Eluard’la ayrılır ve Daliyle beraber olur. O günden sonra Gala, Dali’nin hem esin perisi olur hem de akıl hocası. Bunuel anılarında Dali’nin yaşadığı dönüşümü şu şekilde ifade eder: ’’Hakkında bilinmeyen bir şey varsa, o da Dali’nin dünyanın en kötü işadamı olduğudur. Çok büyük bir işadamı, acımasız bir banker olduğu sanılırdı. Gerçekte ise,Gala ile tanıştığı ana dek, hiçbir para kavramı yoktu. Paris’te bir bulvarda karşı karşıya geçmek için teyzesinin onu kolundan tutması gerekiyordu. Bir şey için para öderken de parasının üstünü almayı unuturdu. Bunun gibi birçok şey daha…Kendisine adeta büyü yapmış olan Gala’nın etkisiyle, bir uçtan diğerine kaydı ve para kazandı(daha doğrusu altın!).Yaşamının ikinci bölümüne Tanrı hükmediyor olmalıydı. Ama bugün bile pratik bir davranışı olmadığına eminim.’’


Dali’nin dönüşümü yalnızca bu şekilde olmaz. Gala’ya inanılmaz bir tutkuyla bağlanır. Bu tutku yapıtlarına da yansır. Gala’yla birlikte eserlerinde biçimsel farklılıklar ve yeniden doğuş arzusu belirir. Gala resimlerinde en çok kullanılan imgelerden  birine dönüşür. İspanya iç savaşının başlaması üzerine Dali ve Gala’nın Amerika turu başlar. Amerika’da birçok işe el atarlar. Dekorasyon, senaryo yazarlığı, sahne düzenlemesi, reklam afişi çizimleri, mücevher işleri, çeşitli tasarımlar bunlardan bazılarıdır.Dali’nin bu dönemdeki para hevesini vurgulamak için Gerçeküstücülerin babası olarak nitelendirilen Andre Breton, Dali’nin ismindeki harfleri değiştirerek bir anagram oluşturur.Avida Dollars(Dolar heveslisi) adı verilen bu iğneleyici anagrama Dali cevap vermekte gecikmez ‘’sürrealizm benim!’’

Dali’nin hayatındaki sarsıcı dönemlerden birisi de çok sevdiği annesini erken yaşta kaybetmesidir. Annesinin kaybı Dali’yi çok etkiler. Gala’nın gelişiyle hayatındaki ruhsal karmaşa düzene girer. Gala sığınacağı ikinci bir rahim olur Dali için… sonsuz minnetini yaptığı bütün eserlere taşır. Çoğu resminde model olarak kullandığı Gala’ya çeşitli simgelerle ve imgelerle kurtarıcı misyonu yükler. Cinsellik ve ölüm korkusuyla mücadelesinde Gala en büyük destekçisi olur. 1982 yılında Gala’nın ölümüyle yıkılır ve son günlerini Gala’ya hediye ettiği şatoda geçirir.


Bu tutkulu ilişkiyi  akıldışı, romantik, çıkarların çatışması gibi ifadelerle yorumlayabiliriz. Dali’nin karakterindeki tutarsızlık, alaycılık ve yıkıcı düşünceler cümbüşü bir tek Gala önünde secde etmiş, hayatı boyunca gözlemlediğimiz çelişkili karakteri konu Gala’ya gelince tutarlı bir hale bürünmüştür. Gala’yla birlikte gelen yeniden doğuş ve günlüğüne düştüğü şu not: ’’Teşekkür ederim Gala! Senin sayende ressam oldum. Sen olmasan, yeteneklerime inanmazdım! Elini ver bana! Şu bir gerçek; seni gittikçe daha çok seviyorum. ’’akıllara Cemal Süreya’nın şu ünlü dizelerini getiriyor.

‘’annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.’’