Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Saruhan Tan

0
Eklenme Tarihi: March 7, 2013 BAY X
IMG_7453muj

 

“Normal girişimci parasını
riske eder, biz itibarımızı!..”

 

 

YKM’nin kurucusu Tan Ailesi’nin 3. kuşak temsilcisi Saruhan Tan, kendi kanatlarıyla uçmaya karar verip gıda sektörüne geçti. Big Chefs markasını büyüten ve 14 şubeye ulaştıran Tan, “İş dünyasının tanınmış bir ailesinden geliyorsanız, girişimci olmanız zor. Zira normal bir girişimci parasını riske atıyor ancak biz itibarımızı da ortaya koyuyoruz” diyor…

 

: “Big Chefs, Gamze Cizreli tarafından 2007 yılında Ankara’da kurulan bir restoran. Restorana alıcı gözle baktım ve çok beğendim. Gamze Hanım’ı aradım. Birkaç toplantı yaptık, kendisi de İstanbul’a açılmak istiyorduk. Yüzde 50 ortak olduk. Kısa bir süre sonra da birer hafta arayla İstanbul Etiler ve Şişhane restoranlarını açtık. Şu anda farklı illerde 14 şubeye ulaştık.”

 

 

“İki yıl önce ABD’de bir fuarda Hustler markasıyla tanıştık ve Türkiye dahil birkaç ülkenin temsilciliğini aldık. Bu işe hem merakımı gidermek hem de bizim gibi meraklılar olursa onlara hizmet etmek için girdim. Bugüne kadar iki tane sattık ama zaten bir yılda dünyada toplam 14 tane civarında satılıyor. Hızdan hoşlanan, adrenalin meraklılarına hitap eden bir araç. Estetik ve çok seksi tekneler.”

Yeni Karamürsel (YKM) mağazalarının yönetim kurulu üyesi, üç kuşak temsilcisi Saruhan Tan, kendi deyimiyle ‘master ve doktorasını’ yaptığı aile şirketindeki aktif görevini bırakıp yeni bir sektörde adım attı. Geldiği nokta bu işi başardığının kanıtı… Üç yılda 14 şubeye ulaşan Big Chefs restoranlarının ortağı olan Tan, ‘canlı bir sektörden, daha canlı bir sektöre giriş’ yaptı. Türkiye’de tanınmış ailelerin çocuklarının kendi işlerini kurduklarında para değil, itibarlarını ortaya koyduğunu belirten Tan, “İş için koyduğunuz para sizin önemli bile olmayabilir ama arkanızda güçlü bir şirket varsa, aileniz tanınıyorsa itibarınızı ortaya koymuş oluyorsunuz. Başarılı olamazsanız Türkiye’de ‘bakkalı bile yönetemez, ailesinin şirketinde çalışıyor’ yaftasını yapıştırıyorlar” diyor. Kendini kanıtlamanın ve bir değer yaratmanın çok önemli olduğunu düşünen Tan, “Biz sektöre girdikten sonra daha kurumsal şirket ve patronların da girdiğini görüyoruz. Bu da ne kadar doğru bir karar verdiğimi gösteriyor” yorumunu yapıyor.
Saruhan Tan ile Big Chefs zincirine yeni eklenen Tarabya’daki restoranlarında buluştuk. Denize sıfır, terası ve bahçesiyle ‘adada oturuyormuş’ hissi veren restoranı, Saruhan Tan da çok beğeniyor, zira ofisini de restoranın bahçesindeki küçük binaya taşımış. Tan’ın ofisinin en değerli eşyaları da offshore yarışlarından kazandığı kupalar hatta en önemlisi de dünya şampiyonluğu kupası…

 

İş hayatına aile şirketiniz YKM’de başladınız, ilk göreviniz neydi?
1992’den beri ticaret hayatının içindeyim. Yurtdışında işletme ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldıktan sonra aile işimiz YKM’de çalışmaya başladım. İlk görev yerim ise Sultanhamam mağazasıydı. Sultanhamam hem tekstil hem de perakendenin en iyi öğrenildiği yer. Orada master’ımı yaptım diyebilirim. Kendimi kanıtladıktan sonra daha büyük bir mağaza olan Şişli’ye geçtim. Orası da ayrı bir deneyimdi. Zaten hizmet sektörü ticaretin en önemli bölümü, perakendeciliğe ben ‘canlı’ diyorum yani bir tiyatro sahnesi gibi. Herşey orada oluyor hata yapma şansınız yok denecek kadar az.

Ancak daha sonra kendi yolunuzu seçmeye karar verdiniz. Bu süreç nasıl gelişti?
YKM 60 yılı aşkın geçmişi olan bir şirket. Hatta üç jenerasyonun bir arada çalıştığı bir yapısı var. Kurumsallaşma çalışmaları başladı ve aile üyeleri günlük operasyondan çekilip icra kuruluna geçti. Günlük operasyondan ayrılınca mesainiz de azalıyor. O dönemde kendi işimi kurmaya karar verdim. Aslında kendi kanatlarımla uçmaya çok önce karar vermiştim. 1995 yılında YKM’de çalışırken birkaç arkadaşımla ortak YKM Turizm adlı bir şirket kurduk. Şirketlere seyahat acentesi olarak hizmet veren bu şirket hala iş hayatına devam ediyor. Arayışlarıma başladım. Danışmanlardan hizmet aldım ve yaklaşık bir yıl sürdü bu araştırmalar. Tekstil ve yurtdışında karar kıldım.

 

Zor olmadı mı sizin için, bildiğiniz, tanıdığınız aile şirketinden ayrılmak?
Ailemden bağımsız olarak iş yapmayı ben istedim. Çünkü aile şirketi de olsa artık kurumsal bir yapıya kavuşuyorsunuz, kendi başınıza karar almak, uygulamak kolay olmuyor. Ancak bunun çeşitli riskleri de yok değil. Ben hep şunu söylerim: Türkiye’de ismi bilinen, tanınmış ve aktif olarak iş hayatında olan ailelerin ikinci ve üçüncü jenerasyonları kendi bireysel işlerini yaratamıyor. Girişimcilik para koymak demektir, bir risk almaktır; aldığınız risk de paranızla ölçülür. Herhangi bir girişimci için iki seçenek vardır, ya parayı katlarsın ya da kaybedersin. Tanınmış ailelerin çocuklarında durum biraz daha farklı, para koyuyorsunuz hatta riske edilen para sizin için önemli bile olmayabiliyor ancak daha önemlisi ortaya itibarınızı koyuyorsunuz. O işte başarısız olursanız sadece para kaybetmiyor daha önemlisi itibarınızı kaybediyorsunuz. Arkanızda büyük bir kuruluş varsa çevrenizdeki insanların bakış açısı ‘Babasının kurduğu şirkette çalışıyordu, bak kendisi başarısız oldu, bir bakkalı bile işletemez’ şeklinde oluyor. ‘Babasının parasını yiyor’ deniyor. Türk toplumunun bakış açısı biraz farklı, insanların başarısını değil başarısızlığını daha çok konuşuyoruz. İnsanın özgüvenini kıracak şekilde yargılayan bir bakış açısı var. Oysa yurtdışında böyle değil, hem eğitim hem de iş hayatımda bu farklılığı hissettim.

Ancak siz bu riski aldınız, ailenizden izin aldınız mı?
Almadım, benim şahsi kararımdı. Zaten aileden izin almamak için bu işe giriyoruz. Her yaptığımı sormuyorum. Benim için önemli bir karardı ileriye dönük hayat felsefem açısından da önemli. Ticari başarı kadar kendi kariyerim ve felsefem açısından da önemliydi.

Tekstilde karar kılmıştınız ancak restoran nasıl başladı?
Tekstili düşündüm ancak sonra riskleri, sektörün gittiği noktaya bakınca vazgeçtim. Yolum Big Chefs markası kesişti. İkisi de hizmet sektörü, bizim hamurumuzda da var. Gıda da aynı ‘canlı hatta daha da canlı. Besin kaynağı sunuyorsunuz hata yapma şansınız yok; tekstilde defo olur gelir iade eder ama gıda da yok bu. İnsanlarla da yakın ilişkide olduğu için tercih ettim.

Big Chefs ile yolunuz nasıl kesişti?
Big Chefs, Gamze Cizreli tarafından 2007 yılında Ankara’da kurulan bir restoran. Daha önce adını duymuş hatta gitmiştim. Restorana alıcı gözle baktım ve çok beğendim. Gamze hanımı aradım. Birkaç toplantı yaptık, kendisi de İstanbul’a açılmak istiyorduk. Yüzde 50 ortak olduk. Kısa bir süre sonra da birer hafta arayla İstanbul Etiler ve Şişhane restoranlarını açtık. Şu anda farklı illerde 14 şubeye ulaştık. Ayrıca iki yıl önce YKM Turizm bünyesinde yazılım şirketi de kurdum ve hem yazılım yapıyoruz hem de teknoloji hizmeti satıyoruz. Site yazılımları yapıyoruz ağırlıkla. Şirketin adı Lidya Teknoloji.

Kısa bir süre önce Obika’yı da satın aldınız. Orada hedefiniz nedir?

Bünyemize yeni markalar, konseptler katmayı istiyoruz. Obika, İstanbul Kanyon’da hizmet veren ve bence bizim damak tadımıza en yakın İtalyan restoranlarından biri. Obika’yı Türkiye’ye getiren kişi arkadaşım, bırakmak istiyordu biz talip olduk ve aldık. Gelecek hafta İtalya’ya gidip ana ortaklarla tanışacağız. Orada hedefimiz dört-beş mağazaya ulaşmak. Daha farklı bir konsept çok yayılmaya müsait değil.

Başka markalar almayı düşünüyor musunuz?
Hedefimiz grup olarak beş yılda 50 restorana ulaşmak. Ancak bunu kendi konseptlerimizi yaratarak yapmak istiyoruz. Big Chefs’de bunu başardık, Gamze hanım Ankara’da başlamıştı, birlikte adını tüm Türkiye’nin hatta dünyanın duyduğu bir marka haline getirdik. Hedef bunu daha da geliştirmek, yeni tatlar yeni konseptler yaratmak.

Yurtdışında da tanınıyoruz dediniz, var mı planlar arasında?
Çok teklif alıyoruz, Romanya’dan, Kazakistan’dan başka ülkelerden. Evet düşünüyoruz ancak yavaş hareket ediyoruz. Sonuçta birlikte çalışacağınız iş ortaklarınız önemli, aynı lezzeti dokuyu taşımak önemli. En önemlisi de lojistik, altyapısını oluşturduktan sonra Big Chefs’i yurtdışına da açacağız, çünkü Türk markalarına ciddi ilgi var.

BUSINESS BREAKFAST BAŞLATTIK

En bilinen restoranlarınızdan biri olan Etiler şubesinde bir yenilik yaptınız. Neler değişti, neyi hedefliyorsunuz?
Geçenlerde Mustafa Ağabey (Taviloğlu) aradı ve ‘iyi giden bir restoranı daha da iyi gitmesi için kapattınız ve yenilediniz, bunu kimse yapmaz, bu başarı modeli’ dedi. Çok mutlu oldum. Evet, öyle yaptık. Big Chefs Studio adıyla yeni bir konsept yarattık. Bizim Ar-Ge mutfağımız oldu, ürün geliştirmeye, yeni tatlar geliştirmeye çalıştığımız bir yapıya kavuştu. Burada başarılı oldukça diğer restoranlarımızda da uygulayacağız. Gün içinde değişen, yenilenen bir konsept oldu. Örneğin, Avrupa ve ABD’de ‘business breakfast’ alışkanlığı var. İşadamları güne erken başlayıp iş toplantılarını kahvaltıda yapıyor. Sabah 7’de 8’de çalışmaya başlıyorlar. O kültürü işlemeye başlıyoruz. Yabancıların yanı sıra Türk iş dünyasında da bu başladı. Bu tarz toplantı isteyenlerin alışık oldukları kaliteyi alabilecekleri bir ortam yok, biz onu sunuyoruz. Restoranda gün, erken başlıyor. Konsept gün içinde değişiyor; öğlen yemeği ardından peynir tabaklarının olduğu akşamüstü seansı başlıyor. Hatta bu restoranımızda yöresel ürünlerin perakende satışına da başladık. Başka yerde bulunmayacak ürünleri koyduk yeri çok büyük değil ama güzel lezzetler var. Örneğin mandalinalı zeytinyağı var.

BÜYÜK SERMAYE DİSİPLİN GETİRECEK

Yiyecek içecek sektörü son yıllarda çok hareketli, özellikle Doğuş Grubu’nun birçok markayı satın alması heyecan yarattı. Sektörde neleri değiştirecek bu durum?
Biz sektörün gelişeceğini dört yıl önce gördük ve başladık, şimdi de büyük sermayenin, tanınmış patronların girişi hızlandı. Son yıllarda İstanbul başta olmak üzere gelir seviyesi arttıkça dışarıda yemek yeme alışkanlığı da gelişiyor. Bir diğer faktör, turizm. Şu anda İstanbul’da sadece restoranlar değil, birçok sektörün önemli gelir kalemlerinden birini turistler oluşturuyor.
Rakamlarla bakarsak, bugün sektörün büyüklüğü 17 milyar dolarlık ciroya sahip. Tahminler bu rakamın, 2020’de 50 milyar dolar olacağını gösteriyor, yani en hızlı büyüyen sektörlerin başında yer alıyor. Daha gidecek çok yol var, bunu gören büyük yerli ve yabancı yatırımcılar bu sektörü tercih ediyor.
Bunu olumlu karşılıyorum sektörün kurumsallaşması, büyümesi adına önemli. Sektörün en önemli artısı insan kaynağı, daha eğitimli kişilerin çalışacağı, sektörde var olanların eğitimlerini artıracağı bir durumu işaret ediyor. Hizmet kalitesini artıracağı ortada, bundan özellikle tüketici karlı çıkacak.

Belki fiyatlar üzerinde de bir etkisi olur, zira İstanbul yeme içme açısından Avrupa’nın en pahalı kentleri arasında…
Evet böyle bir durum var ama bu da değişecek, bazı noktalarda da görüyoruz. Örneğin bizim fiyat politikamızı buna uygun, porsiyonlarımız büyük. Amerikan porsiyonuna benziyor, o porsiyona ödenen fiyat da makul bizim hızlı büyümemizde de bunun etkili olduğunu düşünüyorum. Rekabet fiyata da bir disiplin getirecektir.

Kutu…

O BİR DÜNYA ŞAMPİYONU

Saruhan Tan, iş adamlığı ve girişimciliğinin yanı sıra “dünya şampiyonu” bir offshore yarışçısı. Kuzeni ve co-pilotu Kerim Zorlu ile YKM adına yarışan Tan, bu hobisini ticarete de dönüştürdü. İki yıl önce önemli bir powerboat markası olan Hustler’ın Türkiye distribütörlüğünü aldı…

Hustler satışları nasıl gidiyor?
Biliyorsunuz sürat tekneleri,  offshore yarışları hobim. O hobiyi ticari alanda da devam ettirmek istedik. İki yıl önce ABD’de bir fuarda Hustler markasıyla tanıştık ve Türkiye dahil birkaç ülkenin temsilciliğini aldık. Bu işe ticari bakmıyorum hem merakımı gidermek hem de bizim gibi meraklılar olursa onlara hizmet etmek istedik. İki fuara katıldık çok ilgi gördü, bugüne kadar iki tane sattık ama zaten bir yılda dünyada toplam 14 tane civarında satılıyor. Hızdan hoşlanan, adrenalin meraklılarına hitap eden bir araç. Estetik ve çok seksi tekneler.

Yarışlara devam edecek misiniz?
YKM Spor, gelecek yıl yedi yaşına girecek, takım artık oturdu. Bu süreçten sonra sürekli yarışmak yerine, takıma koçluk yapmak istiyorum. Hem yarış hem de teknik ekibe. Zaten Formula yarışlarında da bu iş böyle yürüyor, artık ekibin CEO yönetimine ihtiyacı var. Ancak tüm sezon olmasa bile belirli aralıkla yarışmak da istiyorum.

Eşiniz hala siz yarışırken korkuyor mu?
Seyredenler için yarış daha zor, biz içindeyken hissetmiyoruz. Geçtiğimiz sezonlarda birkaç kez ağır kazalar da geçirdik. Kerim’in de evden kırmızı kartı var, yarışamıyor. Takım olarak devam edeceğiz. Bu spora destek olmamız gerekiyor çünkü başkanımız Uğur Işık bu işe çok emek harcıyor. Türkiye’de yapılan yarışlar zaten dünya şampiyonasına dahil. Ülke olarak bu yarışları devam ettirmeliyiz, bizim boyun borcumuz. Geçen hafta dünya şampiyonasında ödül aldık, iki yıl önce ben de aynı heyecanı yaşamıştım. Oscar törenleri gibi ihtişamlı…

Kutu…

AİLEMİ AĞIRLAMAK MUTLULUK VERİYOR

Gıda işine ilk girdiğimde aile üyelerimiz tedirgin oldu. “Aman oğlum ne gerek?” denildi ama dediğim gibi bu paradan ziyade itibar korkusuydu. Ancak hep desteklerini gördüm, sonuçta iyi bir marka yaratıldı, güzel bir eser çıktı ortaya. Onlar da mutlu oluyor. Restorana geldiklerinde onları ağırlamaktan da ben mutlu oluyorum. Bir değeri yaratmanın getirdiği iç huzur çok daha önemli. Çok beğendiğim bir laf var: İşadamlığı sadece para kazanacak işler yapmak değil, gurur duyulacak işler yapmaktır.

Kutu..

NOSTALJİK RESTORANLARI SEVİYORUM

Kendi restoranınız dışında nerede yemek yiyorsunuz?
Birçok restoranı ziyaret ediyorum, yemeklerini tadıyorum ancak gitmekten en çok hoşlandığım yerler daha eski mekanlar. Karaköy Lokantası, Pandeli en sevdiğim yerler. Nişantaşı’ndaki Frankie’yi beğeniyorum.

Alışverişinizi YKM dışında nereden yapıyorsunuz?
Uzun zamandır alışveriş yapamıyorum ama genellikle YKM’den giyiniyorum. Yurtdışına çıktığımda Türkiye’de olmayan markaları inceliyorum, özel olarak meraklı olduğum bir marka yok ama Armani’yi beğenirim.