Lüks Magazin Haberleri – Lüks Magazin Dergisi

 
 
 
 
 


Yarışır Gibi Yaşıyorum

0
Eklenme Tarihi: March 27, 2012 BAY X
mart-40

1989 Ali Sipahi Rallisi ile ilk yarışını yapan ve o tarihten bu yana gerek Türkiye’de gerekse Avrupa ve Dünya Ralli Şampiyonaları’nda başarıları ve stiliyle pistlerin en çok konuşulan isimlerinden olan Volkan Işık, bu ayki Noble and Royal yüzümüz… En son 2010′da İtalya’da aldığı dereceyle adından söz ettiren ünlü rallici, bugün motor sporlarıyla ilgili her alanda faaliyet gösteren bir profesyonel, ‘adanmış’ bir ruh… Sporcu, eğitimci ve kendi tasarladığı Volkicar ile yeni bir stilin habercisi olan Volkan Işık ile spor hayatını, vazgeçemediklerini, hayal ettiklerini konuştuk.

Araba sevdanız, sanırım çocukluğunuzdan geliyor. Otomoto dergisinin bu ilgide özel bir yeri olsa gerek…

Evet, abim Hakan Işık, İlkim Sancaktaroğlu ile birlikte, ’80′lerin ikinci yar›s›nda Otomoto dergisini çıkarmaya başladı -ki Türkiye’de yoktu böyle bir yayın o dönemde. Oldukça iyi bir çizgi yakalamış olmasına rağmen yayın hayatına uzun süre devam edemedi bu dergi fakat benim araba sevdam biraz da o dergiyle pekişti diyebilirim.

Otomobil kullanma merakım, bir deneme yapma arzusuna evrildi; ilk yarışımın sonunda artık hedeflerim büyümüştü. Spora ayırdığım mesaiyi değiştirerek, çok daha profesyonel adımlarla yoluma devam ettim.

Bir kişisel başarı öyküsü aslında sizin öykünüz. “Nereden başlamak gerekir?” sorusunu belki başka yüzlerce, binlerce insan da soruyordur. Nereden başlamak gerekiyor?

Bu spora aslında sanıldığından çok daha fazla insanın ilgi duyduğunu düşünüyorum. Yaptığımız organizasyonlara olan katılıma baktığımızda görüyoruz ki, otomobil sporu, Türkiye’de bilinirliliği yükselmiş bir spordur. Özellikle de Formula 1′in Türkiye’ye gelmesinin bu anlamda olumlu bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz ama esas hikâye, otomobilleşen Türkiye hikâyesidir. Otomobil tabana yayıldıkça otomobil kültürü artıyor, bunu takiben otomobil sporlarına ilgi artıyor. Tüm bu sürece paralel, eğitimlerle spor bilgisini, görgüsünü de arttırdığınızda aslında başlamış oluyorsunuz. Üstelik sadece bu sporu yapmak isteyenlerin değil, otomobil kullanan herkesin farkındalığını arttırmak önemli. Bir de tabii sporcunun spor hayatını kolaylaştırmak gerekiyor; hem organizasyon anlamında hem de bütçe anlamında. 2000 yılından bu yana takım direktörlüğünü sürdürdüğüm Deltaspor’da amatör sporcuların hayatlarını kolaylaştırmayı, onları yarışlara hazırlamayı amaçladık ve on iki sene içinde beşyüz sporcuyu pilot ve co pilot olmak üzere yarıştırdık. Volkan Işık Akademi de eğitim boyutunu yüklendi; iki bine yakın insana ralliye ilk adım eğitimleri verildi…

Volkan Işık Akademi, nasıl bir yol çiziyor kapısını çalanlara?

Aslında otomobil kullanmak, yarışarak çok ileri gidiyor. Trafikte yaptığınız temel sürüş hareketleri, sporun da temeli. Çünkü sürüş tekniği dediğimiz şey, aslında fizik kuralıdır. Yarışçıysanız limitlerde kullanıyorsunuz arabayı, değilseniz daha düşük hızda kullanıyorsunuz fakat her ikisinde de teknik aynı. Dolayısıyla yarışmak isteyen insanı yarıştırmak için bir kapı aralamaya çalışıyoruz. Fakat maksat sadece belli bir gelişimle araba kullanmaksa, güvenli ve ileri sürüş dersleriyle eğitimler veriyoruz.

Bu eğitimlerde kadın adayların oranı nedir?

Yüzde beş – on… Otomobille ilgili her alan için genel olarak verebileceğim oran bu.

Volkicar ile bu oranların değişmesini umuyorsunuz sanırım?

Evet ama kadınların da yapması gereken şeyler var… Medeni cesaret gösterebilmeliler. Ayrıca onların ilgisini seyirci tarafında da istiyoruz.

Volkicar nasıl bir araç?

Kadın – erkek, genç – yaşlı, çoluk çocuk herkesi ilgilendirebilecek bir araç. Ekonomik… Kullanma lezzeti yüksek… Görüntüde sempatik… Küçük alanlarda eğlenceli yarışlar düzenleyebilmeye açık…

Kullanma lezzeti ne demek?

Bir otomobilin kayabilmesi, kayarken kontrol edilebilmesi, size kullanma lezzeti sunar. İnsanlar, otomobil sporunu duyduklarında akıllarına sürat geliyor oysa öyle değil. Bugün 60 km hızla giderken bile çok keyif alabilirsiniz. Sürat yapmadan keyif alabilmek…

İzlediğiniz ilk yarış hangisiydi?

1986 yılında bir Ralli arabasının peşine takıldım ve gittim. Hiç bilmediğim bir şeydi , kısmen okuduğumuz, okuyarak takip ettiğimiz bir alandı ama daha önce hiç yarış seyretmemiştim. “Nereden başlayabilirim?” diye sorardım hep kendime. Spor dünyasının içinden biri değilim, tanıdığım kimse yok… Ralli tarihleri geldiği gibi yarış izlemeye gidiyoruz. Sonra cesaretimi topladım ve yarışmaya karar verdim. Hiç bilmediğim bir camianın içine balıklama daldım diyebilirim. Ama sadece yarışçı olarak kalmayı düşünmedim hiç; daha entegre bir spor dünyası yaratma hayalim hep vardı.

Volkan Işık Akademisi ve spor direktörlüğü, bu amacın ipuçlarını veriyor galiba?

Evet. Sırasıyla, belli bir süre sadece sporcu olarak yer aldım bu alanda. Sonra eğitmenlik ve direktörlük geldi. Mühendislik, ticaret… izleyen süreçte beraberinde gelen diğer şeyler. Sistemi büyütebilmek için işin birçok farklı ayağında olmak gerekiyor. Avrupa’da işleyiş bu ciddiyette fakat Türkiye’de hâlâ emekleyen bir spordan söz ediyoruz.

Arabalardan sıkıldığınız oluyor mu hiç?

Otomobil tarihindeki tüm otomobillere merakım var, her zaman vardı. Ama son birkaç yıldır motor kullanıyorum.İstanbul trafiğinde otomobil kullanmanın zorluklarıyla baş edemedim! Yılın on ayında motor üzerindeyim.

Volkicar, bildiğim kadarıyla ancak başka Volkicar araçlarıyla yarışabiliyor, değil mi?

Volkicar, otomobil kullanmayı seven herkese fırsat tanıyan bir otomobil ama kendi konseptinde bir otomobil. Aracın hedef kitlesi, otomobil sporunu uzak, yakın takip eden, aslında otomobili seven herkes. Bu sporun giremeyeceği yerlere girmek, Volkicar ile benimsediğimiz en büyük hedef. Öyle bir otomobil yaptık ki biz, hiçbir rakibimiz yok! Bir Volkicar aracı, ancak başka bir Volkicar aracıyla yarışabiliyor. V1 Challenge ile hedeflediğimiz bir şampiyona var, insanlarin ayağına gidiyoruz bu şampiyonada.

Otomobilin en büyük özelliği, tek kişilik olması, co pilot yok. Ralli tarzı bir araba değil yani. Maksat, insanların çok kolay seyredebileceği alanlarda yarışlar düzenleyebilmek. Küçük alanlara yerleşebilen bir otomobil var elimizde; otomobil sporunu geliştirmek istiyorsanız pist yapmanız, ralli organize etmeniz gerekir ki bunlar büyük işler. Volkicar ile daha küçük ölçekte ve yaygımlığı olan organizasyonlar yapmak mümkün.

Volkicar ilk kez Aydın’da geniş kitlelerle buluştu. Hedefte neler var?

V1 Challenge’in ilk ayağı Haziran ayında Ankara Hipodrom’da yirmibeş bin izleyicinin önünde gerçekleşti. Sonra sırasıyla, Çeşme, İstanbul Autodrom, Aydın, İstanbul Suadiye ve İzmir’de gerçekleşti. Türkiye motorsporları tarihinde bir ilke imza attık. V1 Challenge, toplam yedi yarışta kırk bin izleyici sayısına ulaşarak Türkiye’de yerel bir şampiyonada canlı olarak en çok izlenen otomobil sporu unvanını aldı. Aydın yarışı ise aslında tam gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz gibi oldu. Şehrin içinde caddeleri kapatarak insanların balkonlarından da seyredebildiği bir düzen oluşturduk. Aslında Anadolu’da birçok şehirde olmayı planlıyoruz. V1 Challenge, bir motor sporu sirki gibi Türkiye’de bölge bölge gezecek; senede ortalama yedi yarış düzenleyecek. Bu, V1′in hedefi. Bu sene V2 de başlıyor ki V2, V1′in altında bir ikinci lig olarak kurgulandı. Bölgesel yarışların düzenlendiği bu ligte daha kitlesel katılımları hedefliyoruz. Türkiye için tarif ettiğimiz model, otomobil sporunu tabana yaymak. Sadece bu da değil; Türk malı bir otomobilin dünyada yayılmasını sağlamak, Türkiye’de doğmuş V1 Challenge flampiyonasının adını uluslararas›ı alanda duyurabilmek ve sadece otomobil ihracatı yapmak değil aynı zamanda bir format, bir marka, bir şampiyona ihracatı yapmak hedefindeyiz. Şu ana kadar Türkmenistan ve Moldova’ya toplam 25 adet Volkicar ihraç ettik.